İstanbul Modern, kuruluşunun 10. yılında Türk sinemasının 100. yıl dönümüne ithafen “Yüzyıllık Aşk” başlıklı bir sergi hazırlıyor.
 
Türkiye coğrafyasında sinema tarihinin doğuşu olarak anılan 1914 yılına ait ‘Ayastefanos’taki Rus Abidesi’ninYıkılışı’ isimli ilk belgeselden bugüne uzanan 100 yıllık serüvene yer veren sergi, sinemanın seyirciyle buluşma anlarına ve bu buluşmanın yarattığı şaşırtıcı ve büyülü kolektif ve kişisel dünyalara yer veriyor. İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) ve Kültür Bakanlığı tarafından desteklenen ve Türkiye’de ilk defa gerçekleşecek olan bu araştırma sergisinin küratörleri Gökhan Akçura ve Müge Turan.
 
Bugüne kadar pek dikkate alınmayan bir noktadan sinema olgusuna bakmayı amaçlayan sergi; sinema tarihimizde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin de hafızasını görünür kılmaya çalışıyor. Sinemanın olmazsa olmaz bütünleyici unsuru olan “seyirci”nin bakış açısı serginin rotasını çiziyor.
 
“Yüzyıllık Aşk”sergisi, seyircinin sinema ile en somut ilişkisini, yani sinema mekanlarını ele alarak konuya giriyor. Sinemaların “seyirci mabetleri” olduğunu vurgulayan sergi, Türkiye’nin ilk sinema salonlarından günümüzün festival sinemalarına kadar uzanan bir sunum yapıyor. Kapı üstüne asılan fenerlerden (eski sinemalarda çok büyük afişler hazırlanır ve bunlara sinema fenerleri denirdi), gişelerine; antre, lobi ve salonlarından perdelerine kadar sinemalar serginin ilgi alanına giriyor. Seyircinin sinema ve filmlerle ilişkisini sağlayan unsurlar da sergide önemli bir yer taşıyor.
 
Gazete ilanları; sinemaların filmlerle ilgili dağıttıkları programlar ve el ilanları, broşürler ve afişler. Sinema dergileri de daha dolaylı yoldan da olsa bu sinemaya çağırma görevinde yer alıyorlar. Sinema ve seyirci ilişkisinin bir diğer unsuru ise biletler, gala davetiyeleri, sinema içindeki tüketim unsurları. Özellikle açıkhava sinemalarının yoğun olduğu dönemlerde kapı önlerindeki seyyar satıcılardan, sinema içindeki büfelere kadar uzanan bir yeme-içme faaliyeti seyirci yaşamının bir parçasıydı.
 
“Yüzyıllık Aşk” sergisi sinema seyircisinin büyük bölümünün fanatik olduğu saptamasını yapıyor. Seyirciler hayranı oldukları artistlerin imzalı fotoğrafları peşinde koşarlar. Sinema konulu koleksiyonculuğun ise sınırları çok geniştir. Çiklet, çikolata vb. tüketim malzemelerinden çıkan resimler başta olmak üzere, her tür sinema belgesi-objesi sinema tutkunu koleksiyoncular tarafından toplanır.
 
Sinema konulu kitaplar, sinema romanları, özel sayılar, albüm kitaplar vb. de seyircilerin ilgi alanındadır. Bu tutku gündelik tüketim malzemelerine de yansır: Fatma Girik’li çiklet kutuları, yıldız takvimleri, askerin arkadaşına gönderdiği Müjde Ar kartpostalı, Türkan Şoray resimli çay tabağı, Ayhan Işık saç modeli, artist resimli kitap ayraçları vb… Sergide üç fanatik seyirciyi büyüteç altına alınıyor. Bu seyirciler Türkan Şoray, Filiz Akın ve Yılmaz Güney’in hayranları…
 
Sergide yer alacak önemli bir çalışma da içinde sinema seyircisi ve salonunun geçtiği 50’ye yakın Türk filminden sahneler. Bu sahneler ziyaretçiyi 1950’li yıllardan bugüne sinema ve seyirci tarihine ait önemli bir belge görevi taşıyor. “Yüzyıllık Aşk” sergisi önemli ölçüde koleksiyoncuların arşivlerinden yararlanılarak hazırlandı. Sergiye destek veren koleksiyoncular arasında Agah Özgüç, Burçak Evren, Gökhan Akçura, Ömer Durmaz, Turan Tanyer, Cengiz Kahraman, Ali Özuyar gibi isimler dikkati çekiyor. Sergiye kapsamlı bir katalog eşlik ediyor. Katalogda birçok yazarın sinema ve seyirci konulu yazıları ve serginin panolarında yer alan görsel malzemeler bulunuyor.