Bizim dönemin kadınları en az 1 çocukla kocasından boşanalı beri hep aynı soruyla ve endişeyle kapımı çalmaktalar… Senaryo maalesef hep aynı…  Annenin ödenmeyen okul taksitini veya nafakayı kastederek “Bu aykini ne zaman ödeyeceksin?” diye sormasıyla başlayıp babanın “bakamıyorsan ver çocuğun velayetini” diye cevaplamasıyla devam eden olaylar tarafları duruma salonu kapısında bir kez daha buluşturur. 

 
Amazon diye tabir edilen, her işin üstesinden gelerek tek başına mücadele veren sağlam kadınların eriyip bittiğini gördüğünüz an anlayın ki eski koca tarafından velayet ile tehdit edilmektedirler. Etrafımda o kadar çok var ki bu kadınlardan… Nereye dönsem, sorumsuz babaları, eski karısının yolunda giden hayatını sindiremeyen eski kocaları görüyorum… Kimse kusura bakmasın, hep mi erkekler kabahatli diye serzenişte bulunmasın, eğer çocuğu haksız yere anneden ayırmaya kalkıyorsanız bu sefer hiç kaçarı yok kabahatlisiniz… 
 
Takip ettiğimiz velayet davalarının çoğunda dikkatimizi çeken ve rahatsız eden bazı hadiselerle karşılaşıyoruz.  Çoğu babanın, sırf maddi sebeplerle yada kıskançlık gibi saiklerle annenin çocuğuna bakamadığını iddia ederek velayeti istediklerini görüyoruz.  Bu iddiaların temeli ve ispatı olduğu sürece velayetin derhal kimdeyse alınarak çocuğun koruma altına alınması en önemli ve doğal sonuçtur ki bu hususu hiç tartışmıyoruz bile… Çünkü aslolan tüm uluslararası sözleşmeler ve yasalarla hüküm altına alınan çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince en iyi şekilde bakımı ve gözetiminin sağlanmasıdır. Ancak bizim bahsetmek istediğimiz babaların maalesef temelsiz iddialarla davalar açarak anneyi ve çocuğu uzun sürecek yargılama süresince huzursuz bırakmasıdır. Yoksa ağır uyuşturucu bağımlısı veya akıl hastalığına sahip kadınların annelik yapması zaten mümkün değildir. 
 
Karıştırılan husus şudur: Yasa gereği, velayet sahibine karşı “ortak çocuğun fikri ve bedeni gelişimini engelleyici tavırlar sergilediği veya zarar verdiği” iddiasıyla dava açılması mümkündür. Ancak nedir bu engelleyici tavırlar diye sorulduğunda Mahkemeyi inanılmaz derecede iftiralara varan senaryolarla kandırmadan oyalamadan iddianızı ispat etmeniz gerekir. 
 
Malum bu topraklarda kadın iffeti tartışmaya hala açık. Babalar bu hassas noktayı kullanmak suretiyle annenin iffetine iftira atmaktan bile çekinmemekteler. Bu noktada eski kocalara durup Yargıtay “Bir kadın size eş olamamış olabilir, ancak bu o kadının anne olamayacağı anlamına gelmez.” dediğini de hatırlatmayı isterim.  Diğer bir deyişle boşanma sebebiniz ihanet bile olsa, annelik vasfı bu ihanet ile ölçülmemektedir. 
 
Öte yandan, “eski karım çalışıyor, çocuğuna bakamaz” diyen babalara da seslenmek isterim. Yasalar ve Çocuğun korunmasına ilişkin tüm sözleşmelerde çocuğun fikri ve bedeni gelişimi için anne şefkatine ihtiyacı olduğu açıkça düzenlenmektedir. Bu sebeple çalışan kadınlar pekala annelik yapabilir. Sizi aldatan eşiniz de çocuğunuza hala annelik yapabilir. Eşiniz yeniden evlenmek üzere olabilir. Evleneceği kişi ortak çocuğunuzun hayatını ve gelişimini olumsuz yönde etkilemediği sürece velayetin anneden alınması için hiçbir sebep yoktur. 
 
Hele özellikle, “iflas ettim, param yok nafakayı ödeyemiyorum” deyip bir yandan da velayeti istemeye kalkmayın derim. Düzenli hayatı, işi geliri olmayan babalara velayeti alabilmesi hayatın olağan akışıyla ters düşmektedir. 
 
Yine de her dava kendi koşullarında değerlendirildiğinden yukarıda yazdıklarımızın genel bilgi mahiyetinde verildiğine ve her ne olursa olsun çocuğun üstün çıkarları gözetilerek mahkemelerin bu yönde karar verdiğine işaret etmek lazım.
 
En çok sorulan sorulardan biri de ortak çocuğun mahkeme tarafından dinlenip dinlenmeyeceği. Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin m. 12 hükmüne göre eğer ki çocuk görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip ise, diğer bir deyişle artık olan biteni anlayıp düşünüp dile getirebilmekteyse, mahkeme çocuğu bizzat dinlemek istemektedir.  
 
Son olarak Yargıtay’ın 0-3 yaş grubu arasındaki çocuklar hakkındaki yerleşik içtihatından bahsederek  babalara son bir mesaj daha vermek isterim:  Bu yaş grubu malum idrak çağında olmadığından ve psikolojik bakımdan anne şefkatine en muhtaç dönemde bulunduğundan velayetinin anneye verilmesinde annenin yaşantısının hiçbir öneminin olmadığı, bu sebeple annenin; bir başka erkekle cinsel ilişki kurması, değişik erkeklerle birlikte olması, kuma olarak yaşaması ve hatta seks işçisi olarak çalışması gibi hallerin çocuğun velayetinin anaya verilmesini engel teşkil etmemektedir. 
 
Adalet dolu günler dilerim.
Av. Müge Özarmağan