Nurten Bengi Aksoy

“Vefa deyince aklınıza ne geliyor?” diye bir soru sorsam, büyük bir olasılıkla “İstanbul’da bir semt” diye moda olan, esprili bir cevap alacağımı biliyorum… Eh, hadi ben bir adım daha ileri gideyim… Vefa deyince benim aklıma da o çok sevdiğim ve kış gelse de Vefa’ya gidip içsem diye özlemle beklediğim “boza” geliyor… Herkes pek bilmez ve sevmez bozayı, oysa ben çocukluğumdan beri çok severim, özellikle o karlı kış gecelerinde bütün mahalle komşularımızla toplanıp gecenin bir vakti güle oynaya gittiğimiz o Vefadaki tarihi bozacıyı ve orada leblebiyle birlikte içtiğimiz bozanın tadını ve keyfini hiç ama hiç unutamam…

Aslında liseyi okuduğum Cibali Kız Lisesi Vefa’ya dolayısıyla Vefa Erkek Lisesine çok yakındı. Bu nedenle rahmetli ve çok sevgili müdiremiz, bizim Vefa bozacısına gitmemizi yasaklamıştı, erkek öğrencilerle buluşup görüşürüz diye… Çünkü 40 yıl öncesinin eğitim ve disiplini bunu normal karşılıyordu, biz de bu kurallara kayıtsız şartsız uyuyorduk tabii ki… O nedenle üç yıllık lise eğitimim süresince çok sevmeme rağmen o bozacıya bir okul çıkışı hiç gidememişimdir…ama artık kış geldiğinden beri Vefa Bozacısına sık sık giderek “vefa borcumu” ödüyorum mesela…

Neyse bir “vefa” sözcüğünden nerelere geldik…

Şaka bir yana, aslında bizim nesil “vefa” sözcüğünün anlamını çok ama çok iyi bilir… Biz değil miyiz 35-40 yıllık arkadaşlarımızı arayan, bulunca da çocuklar gibi sevinen…dostluklar, geçmişe bağlılıklar bizim lügatımızda hep gerçek anlamıyla kullanılmaz mı…arkadaşlarımızı ayrı özleriz, okulumuzu ayrı özleriz, hele ki hocalarımızı…yitirdiklerimizi anarken hep burnumuzun direği sızlamaz mı…hayatta olanları da hep gidip görmek istemez miyiz?

Aslında “vefa” sözcüğünün sözlük anlamı; “sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı” olarak yazıyor sözlüklerde…peki yaşadığımız şu günlerde ne kadar vefalıyız bir düşünelim bakalım…

Bir bakıyorum öylesine “vefalıyız ki” hep geçmişte yaşamak istiyoruz, eski günlere özlem duyuyoruz, yitirdiklerimizi özlüyoruz, iyisiyle kötüsüyle ya da işimize geldiği yönleriyle sevgiyi sürdürüyoruz, toz kondurmuyoruz yanlışlara bile…

Oysa bana göre vefa güzelliklere, dostluklara, geçmişin güzel taraflarına sevgiyi sürdürmedir. Yoksa körü körüne bağlılıklar, geçmişe bir tabu olarak sevgiyi sürdürmek vefa mıdır acaba ?

Yaşadığımız şu günlerde öylesine çok vefasızlık örneği görüyoruz ki… yaşam koşulları mı bizi bu hale getirdi yoksa çok mu vefasız olduk acaba diye sormaktan kendimi alamıyorum. Bazen eski ve saygın bir devlet adamını, bazen yaşlanmış ve son günlerini bir huzurevinde tamamlamaya çalışan bir sanatçıyı, bazen de bir köşede unutulan anaları babaları görüp duydukça, gerçekten “vefa” artık sadece bir semtin adıymış demekten kendimi alamıyorum…