Bu yaz İstanbul’da kalan belli bir yaşın üzerindeki müzikseverler için gayet değişik geçiyor. Haziran ayı içinde yıllarca kasetlerini alıp dinlediğim, İstanbul’a giden kim varsa siparişini verip albümlerini aldırdığım bir çok grubu canlı dinleme şansım oldu. Dün gece ise benim için gerçekten bambaşkaydı. İlk sesini duyduğumda kim olduğunu öğrenmem gerçekten aylar almıştı. Müzik kanalı denilen şey sınırlı, akıllı telefon bir bilimkurgu filmi objesi ve çevirmeli ağ ile bağlanılan internet anlamsızca yavaş iken bu çok olağan bir durumdu elbette. Piyano başında oturup şarkısını söyleyip hikayesini bizimle paylaşan kadının isminin Tori Amos olduğunu öğrenip, albümünü alıp odama çekilip art arda dinlediğim o sıcak bahar öğleden sonrasını hala hatırlıyorum.

Üzerinden neredeyse on dört sene geçmiş… O yıllardan beri süre gelen hayalim geçtiğimiz Pazar akşamı gerçekleşti. Heyecanım kapı açıldığında yerini az sonra gerçekleşecek bir hayale bırakmıştı bile. Küçükçiftlik Park’ta bu kadar güzel bir kalabalık görmeyeli uzun zaman olmuştu.  Heyecanı yüzünden okunmayan kimseyle karşılaşmadım desem sanırım yanlış olmaz. Konser alanının düzenlemesi gayet güzel yapılmıştı kocaman ama samimi bir mekan sunulmuştu izleyiciler için. Belirtilen saatten biraz daha sonra Tori Amos sahnede beliriverdi ve  Parasol için piyanosunun tuşuna dokundu.

İlk selamını da bu güzel şehirde onur haftasının yapıldığı günde bu konseri yapmaktan duyduğu mutluluğu söyleyerek verdi bizlere. Tüm turne boyunca her konserin playlistini takip etmeme rağmen bir çok beklediğim şarkıyı dinleyemedim o şarkıların yerine en az onlar kadar beğendiğim şarkıların konulması ve bunu canlı dinleyebilen azınlıktan olmak gerçekten tarifsizdi. Little Earthquakes, China, A Sorta Fairlytale ve Cornflake Girl gibi klasiklerin yanında son albümü Unrepentant Geraldines’den  sadece Wedding Day ve  Forest of Glass’ı seslendirdi.

Yaklaşık iki saatlik konser boyunca bazen odasında oturup kasetçalarında müzik dinleyip hayallere dalan çocuk oldum, bazen de yıldızların altında aslında çok da yalnız değiliz dedirten coşkulu kalabalık içinde dolaştım o piyanosunun tuşlarına dokunurken…

Çok sevdiğin bir romanın en sevdiğin yirmi iki bölümünü yazarın kendisiyle yeniden okumak gibiydi gece Hey Jupiter ile sona erdiğinde.

Kulağımda hiç eskimeyecek şarkıların yepyeni hali ve çocukluk hayallerinden birini daha gerçekleştirmiş olmanın verdiği huzur ile beraber çıktım konser alanından… Tori Amos o akşam sevenlerine çok güzel bir mesaj verdi: Daha söyleyeceğimiz çok şarkımız var tıpkı ilk günlerde olduğu gibi!

 

Cenk Burduroğlu

 

Twitter.com/beautiful_boyz

Instagram.com/beautiful_boyz