Tek ve Çok, Türkiye’de 1955-95 dönemini, adım adım gerçekleştirilen sanayileşme ve uzantısındaki tasfiyenin meydana getirdiği nesneler aracılığıyla ele almış. 
 
Bir dönem yürümesiyle meşhur merdaneli çamaşır makinasından tutun Murat 124’ün direksiyonuna, çocukluğumuzun Ülker bisküvu kutularından uğruna nice maçlar yapılan Tamek meyve suyu şişelerine kadar kişisel tarihimizde izleri olan nesneleri görmek mümkün. 
 
 
 
 
 
Tek ve Çok, 80’li yılların başında piyasaya çıkan şişe su ile  bir ürünün ambalajına kendisinden çok para ödeme haliyle tanışan toplumun oluşturduğu yeni maddi kültürü irdeliyor. 
 
Otomotiv, beyaz eşya, mobilya, oyuncak, kırtasiye, giyim, tekstil, gıda, züccaciye ve temizlik endüstrilerinden nesne ve hikâyeleri bir araya getiren sergi, döneme ilişkin bilgiyi yenilerken ülkeye dair bir takım önyargıları da sorgulatıyor. İthal ikameci bir ekonominin kendi maddi ve teknolojik sınırları içinde sanayiciler yaratarak aslında sanayileşmek için –devlet desteğiyle de olsa- ciddi çaba gösterdiğini de gözler önüne seriyor. 
 
 
 
 
Yurtdışında altın madalya kazanan Jumbo işçilerinin kapkara ellerini, ısıtıcısı iyi çalışmayan Renault 12’ye harici ısıtıcı icat eden Konyalı ustaları, Almanya’ya basma deseni ihraç eden Sümerbank’ı, apartmanda yaşama kültürünü öğreten Hayat Mecmuası’nı sergide kronolojik bir çizgide takip edebilir, Anadol için açılan isim yarışmasına gelen 150 bin isim önerisine hayretler içinde kalabilirsiniz. Bu, toplumun ülkenin üretiminde sadece işçi olmakla kalmamış manevi olarak da desteklediği anlamına geliyor. 
 
 
Sergideki kişisel favorim olan Bedri Baykam’ın This has been done before (1987) adlı işiyse, dönemin modern sanat tartışmalarında, yaratıcılığın yalnızca Batı kaynaklı olabileceği anlayışına karşı bir eleştiri niteliğinde. 
 
Tek ve Çok sergisinin araştırma ve anlatımı, özgün kopyalar kavramı etrafında yapılandırılmış. Özgün kopyalar arasında hepimizin çocukluk arkadaşı Pembe Panter’i görmenin mutluluğu tarif edilemez. Sergideki ışıklı çizim masasında bir zamanların en popüler objelerini çizmeyi deneyebilirsiniz ancak bir noktada pes edip bırakmanız olası!
 
 
Sergiyi 13 Kasım’a kadar SALT Galata’da gezebilirsiniz.