Portre: Ziya Şakir

NE İSA’YA NE DE MUSA’YA YARANİBİLMİŞ BİR KALEM: ZİYA ŞAKİR

 

Mehmet Akif Ertaş

 

1883 yılında doğan ve birçok alandaki yazılarıyla kendisini kabul ettirmesinin dışında sinemaya senarist olarak destek takdim eden Ziya Şakir’in eserlerine Yeşilçam üç kez yer vermiştir.

Yer verdiği ilk eser, Muhsin Ertuğrul tarafından 1939 yılında çekilen Allah’ın Cenneti’dir.

Eser, Allah’ın Cenneti adını verdiği yalısında ömür süren ressam Şevki Bey, kızı Leyla ve kızının dolandırıcılığı meslek haline getiren kocası Şadan arasında geçen olayları hikâye etmiştir.

Şadan, evden tasını tarağını toplayıp kaçtığında kaza geçiren Leyla’ya destek olan Münir’in Şevki Bey’in tablosundaki iki meleğe dönüşmesini anlatan sinema filminin yapımcısı İhsan İpekçi’dir.

Görüntü yönetmeni olarak Cezmi Ar’ın çalıştığı Allah’ın Cenneti’nin müziklerine Sadettin Kaynak imza atmıştır.

Şevket Bey’i Behzat Butak’ın canlandırdığı bu sinema filminde Leyla rolü Feriha Tevfik’e verilmiştir.

Cumhuriyet gazetesinin 1929 yılında düzenlediği yarışmada Türkiye’nin ilk güzellik kraliçesi olan Tevfik, birinciliğinin ödülünü, sinema filmlerinde ve tiyatro oyunlarında oynayarak almıştır.

Şadan figürünü oynayan Hazım Körmükçü’nün asıl adı Kâzım’dır. Babası, Osmanlı Devleti’nde müzikte modernizasyona geçişin sembolü olan Mızıka-yı Hümayun’da solfej öğretmeni olan Ali Bey’dir.

Dönemin önemli isimlerinden Vasfi Rıza Zobu ile Darülbedayi’ye kayıt yaptıran Körmükçü’nün kendi adını ve soyadını taşıyan torunu ve onun dışında Pelin Körmükçü ile Hikmet Körmükçü de tiyatro kökenli oyuncular olarak televizyon dizilerinde rol almışlardır.

Bu sinema filminin iyi niyetli figürü Münir’i ise, Türk müziğinin gelenek kadar moderni de önemseyen, bu özelliği ile Yahya Kemal Beyatlı’nın notadaki yankısı olan Münir Nurettin Selçuk canlandırmıştır. Bir ara popülerleşen, sonradan köşesine çekilen Hazal Selçuk’un torunu, besteciliğinden çok girdiği sığ tartışmalarla adını anımsatan Timur Selçuk’un babası olan Münir Nurettin Selçuk Allah’ın Cenneti dışında başka sinema ve televizyon filmlerinde de oynamıştır.

Bu isimler dışında bu sinema filminde oynayan oyunculardan birisi olan Halide Pişkin, Adile Naşit ile aynı sahnede rol alan, radyo skeçlerinde Pişkin Teyze’yi canlandıran bir oyuncudur.

Soyadı Kanunu ile Soko soyadını alan, Allah’ın Cenneti’nin senaryosunu da kaleme alan Ziya Şakir’den Yeşilçam’ın istifade ettiği ikinci eser, İstiklal Harbi/Ruhların Mucizesi’dir.

Adından anlaşılacağı üzere Milli Mücadele’ye odaklanan bu sinema filminin yönetmeni ve senaristi, kendisine, Yüzbaşı Süha figürü ile başrol veren Hayri Esen’dir.

Görüntü yönetmenliğini ve yapımcılığını Sabahattin Tulgar’ın üstlendiği bu sinema filminde ayrıca; Ferda Fedağ, Feridun Çölgeçen, Hasan Ceylan gibi isimler oynamışlardır.

Kendisi gibi sinema oyuncusu olan Sevda Ferdağ’ın ablası olan Ferda Ferdağ, her rolde etkili bir performans sergilemesine rağmen, birçok Yeşilçam oyuncusu gibi sefalet içinde vefat etmiş bir isimdir.

Feridun Çölgeçen Ferdağ gibi farklı rolleri hakkını teslim ederek canladıran, ayrıca Hollywood’a da varlığını kabul ettiren bir oyuncudur.

Hasan Ceylan ise, daha çok kabadayı figürlerinde etkili bir oyunculuk sergilemiştir.

1954 yılında çekilen İstiklal Harbi/Ruhların Mucizesi’nden sonra Yeşilçam Ziya Şakir perdesini, bir yıl sonra çekilen Ebediyete Kadar’ın ardından kapatmıştır.

Ebediyete Kadar, dram formunda çekilen bir sinema filmi olarak; komedi formunda çekilen Allah’ın Cenneti ve destansı öğeler barındıran İstiklal Harbi/Ruhların Mucizesi’nden farklı bir sinema filmidir.

Kıssadan hisse çıkartmayı amaçlayan bu sinema filminde; hasta ve yaşlı kocasından, cinsel fantezi yaşamak istediği için ayrılan kadının trajik sonu anlatılarak, bu tarz bir yaşantının izini süren kadınlara ders vermek amaçlanmıştır.

Kadın, hasta ve yaşlı kocasını, zengin ve onu cinsel ilişki bağlamında memnun edecek bir adamın kollarına koşarak terk etmiş, bir süre istediği gibi bir hayat yaşadıktan sonra, kollarına koştuğu adam tarafından da terk edilmiştir. Bunun üzerine hasta ve yaşlı kocasının evine gidince ondan yüz bulamayacak olan kadın yaptığı hatanın farkına varmıştır ancak iş işten çoktan geçmiştir.

Mali desteğini, yapımcılık dışında görüntü yönetmenliği görevini de üstlenen Yoakim Flimerides’ten alan Ebediyete Kadar’ın müziğine; ilk olarak, Orhan Erçin’in 1954 yılında çektiği Fındıkçı Gelin isimli sinema filmine notalarını hediye eden,Samanyolu gibi popüler bir ezgiyi de besteleyen, Nuri 0 Ergün’ün 1960 yılında yönettiği sinema filmi Güzeller Resmi Geçidi’nde oynayan, udi bir müzisyen olarak enstrümanistliğiyle değil de, daha çok besteleriyle bilinen Metin Bükey, adını yazdırmıştır.

Başrollerinde Can Gürzap’ın babası ve Arsen Gürzap’ın kaynatası olan Reşit Gürzap; Gürzap gibi tiyatro kökenli Gülistan Güzey ve  Neriman Köksal gibi isimlerin oynadığı Ebediyete Kadar; Suphi Nuri İleri ile 1910 yılında Genç Türk isimli, on birinci sayısında kapatılan bir gazete çıkaran, mahlası Behçet Safa olan; Hanımlara Mahsus Gazete ve Çocuklara Mahsus Gazete gibi yayın organlarında başyazar olarak çalışan Ziya Şakir Soku’nun, bir aile dramı eşliğinde İttihat ve Terakki Partisi’nin kadına bakışını da kurgusal düzleme taşıdığı bir eseri olarak dikkat çekmektedir. Söz konusu parti, bilindiği gibi, Turancılık düşüncesini dünyaya yayma aşamasına henüz gelmediği dönemde; kadınların, çocukların bilinçlenmesi için çaba sarf etmiştir ancak bu çabayı onların kendilerini bireysel duruşlarıyla gerçekleştirmeleri için değil, kendi düşüncesinin uzun ömürlü olmasını garanti altına almak için harcamıştır. Ziya Şakir de bu çizginin bir kalemi olarak Ebediyete Kadar’ı, kadınların cinsel kimliği değil, aileyi hesaba katmalarını istediği için gün yüzüne çıkarmıştır. Ziya Şakir’den bir sene sonra dünyaya gelen Halide Edip Adıvar da eserlerinde; ilkeli, çalışkan, mücadeleci, zeki kadını baş tâcı ettirmiş, eğlence ve zevk düşkünü kadının ise küçük görülmesinin önünü açmıştır. Bu özellikleri ile Adıvar, Ziya Şakir ile bağdaşırken, ondan, köylü kadını her daim örnek olarak göstermesiyle ayrılmıştır. Ziya Şakir ise eleştirilerinde Adıvar kadar net değildir. Sadece eleştirmekle kalmış, ele avuca gelebilecek bir alternatif sunamamıştır.

           

 

Yorum Yaz