Müzisyen Cenk Erdoğan Paco de Lucia’nın ölümü ardından duyguların ve O’nun müziğindeki yerini Facebook’ta paylaştı. 

Yıllar evvel bir tanıdığım gidemediği bir konsere bak sen gitarla ilgileniyorsun sen gitsene demişti. Ben de kabul ettim. Beni abiler evimden aldılar götürdüler çünkü tek başıma Açık Hava tiyatrosuna gidemeyecek yaştaydım yolları bilmem nasıl dönülür bilmem. Bilet en arkadaki koltuklardandı. Işıklar kapandı ve sahneye bir adam geldi çalmaya başladı. Ben kulaklarıma inanamadım ve gözlerimle görmek için insanları yara yara hınca hınç dolu merdivenlerden aşağıya indim. Çocuğum ya kimse bir şey demiyor, en öne kadar gidip “O” nu büyük bir heyecanla dinlemiştim. Ve görür görmez tanımıştım! Nereden mi? Halamın evindeki “Siroco” plağındaki resminden. Karşımda duran Paco de Lucia idi.

O konser bittiğinde beni getiren abiler o kalabalıkta beni kaybetmişler ve panikle beni arıyorlardı bense büyük bir tokat yemiştim, Paco beni mahvetmişti. Yol boyunca düşündüm durdum o gece heyecandan uyuyamadım. Dedim ki eğer gitar çalınacaksa böyle çalınmalı galiba ve başladım kasetlerini almaya dinlemeye ezberlemeye. O zaman Youtube yok tabi (bu lafım da bilgi denizi içinde hala bilgi soranlara)…

Deli gibi Flamenko çalışmaya başladım, yıllar geçince anladım ki onun gibi çalmak için orayı yasamak, içkisini içmek, baliğini yemek lazım ve o anda ani bir kararla perdesiz çalmaya başladım. Toprağımın bana katacaklarını merak edip yola koyuldum. Şimdi ise o donem çalıştığım tüm teknikler ve müzikler heybemde duruyor. Kimi zaman bozlak çalarken Flamenko’yu duyuyorum içimde…

Çok uzattım biliyorum ama Paco De Lucia olmasaydı bugün dünyada birçok gitarcı olmazdı buna ben de dahil. hiçbir zaman iyi bir Flamenko’cu olamayacağım ama olamayışım beni başka bir gitarcı haline dönüştürdüğü için ellerinden öperim Paco’m.

Cenk Erdoğan