Şehrin serseri şairi Ozbi, yeni albümü Serserilik ve Şiir’i 16 Kasım 2018 Cuma gününün ilk saatlerinde, tüm dijital platformlardan hayranlarının beğenisine sundu.

“İtaatkar bir köle olmaktansa isyankar bir serseri olarak ölmeyi tercih ederim” diyen Ozbi, yeni albümünde sokağın içinden bir serserinin üstünde şiirin nasıl duracağını işliyor.

 

Özellikle yazım biçimi ve lirik anlayışı ile Rap’i bir şiir türü olarak yansıtan, kendine has tiyatral üslubu ve canlı performanslarıyla toplumun pek çok farklı kesimine hitap eden Ozbi, Asi, Halk Edebiyatı ve Rakılı Live Serileri ile oluşturduğu güçlü belleği yeni albümü

Serserilik ve Şiir’le derinleştiriyor.

 

Sert kalemini ve sivri dilini toplumcu gerçekçiliğin etkisinde bireysel ve dışa vurumcu bir anlatım biçimiyle birleştiren Ozbi yeni albümü “Serserilik ve Şiir”de hiciv ve alaycılığı aşkın yarattığı yaşam tutkusuyla beraber işliyor. Albümdeki tek konuk sanatçı ise yıllardır birlikte Rap yaptığı arkadaşı Frank Somay.

 

Serserilik ve Şiir’de ”Evet ben bir serseriyim peki şimdi ne olacak? Böyle olmaktan gocunmuyorum peki şimdi ne olacak? Beni atıl bir şekilde kenara atıp yok etmek mi istiyorsun? Yok olacağımı bilsem de bir serseri olarak kalır ve şiiri, aşkı, anlamayı, bilinci, gerçekliği savunmayı asla bırakmam… Şimdi ne olacak?” gibi soruların içine aşkı, sevişmeyi, sevmeyi nasıl yaşadığını açık bir şekilde söz ve müziğiyle yansıtan Ozbi, şiir ile serseriliği birbirine bağlıyor… 

Serserilik ve Şiir Hakkında:
 
Birbirinden bağımsız ama birbiriyle alakalı, bir tarafta serseriliğin, diğer tarafta şiirin içine sığabilecek şarkılardan oluşan bir albüm olan Serserilik ve Şiir, tiyatral betimlemenin sinematografik müzikal öğelerle sunulduğu, ambiyansı güçlü bir sound ile karşımıza çıkıyor.
Bir tarafta serseriliği kanıksamış bir adamla, diğer tarafta içindeki aşkı şiirle boşaltan bir adam…
 
 
 
 
 
 
 
Yeni nesil Hiphop ritimlerin her şarkıyı kapsadığı, klasik Hiphop ritmi ve elektronik müzik ile akustik müziğin harmanlandığı albümle son yaptığı Rakılı Live serilerindeki Akustik Sound’un aksine, dinleyiciyi daha dijitalize edilmiş bir soundla buluşturuyor.
 
Albümün genel müzikal dokusunu kendi bireysel ev stüdyosunda tasarlayan Ozbi, OZ Ensemble ismini verdiği orkestra arkadaşlarıyla beraber çalıştı. Barış Mert Peker’le hem klavye (Piano,Hammound,Rhodes) hem de Mix&Mastering işlemlerini, Enver Muhamedi’yle elektrik bass ve bazı düzenlemeleri, Cihan Tanrıverdi’yle hem gitar hem de bazı düzenlemeleri birlikte tasarladı. Ortaya çıkan müzikal dokudan bir band hissi yarattığını da açıkça belli eden Ozbi, sadece bir şarkıda Adem Tosunoğlu (tambur ve ud), bir şarkıda ise Yusuf Gülaçar (keman) ile çalıştı. Bilinen Rapçilerin aksine sahneye her zaman grubu ile birlikte çıkan Ozbi, bir band olmanın getirdiği tecrübeyi yeni albümüne de yansıttı.