Henüz Roboski’nin, Gezi’nin, Reyhanlı’nın, Suruç’un faillerini yargılamamışken, her Allah’ın günü yeni bir katliamla biz sağ kalanları da öldürdünüz. Bebekleri, sivilleri öldürüp, cesetleri sokaklarda dolaştırıp ölülerimize hakaretler ettiniz. Kanlı ellerinizle ağacımıza, suyumuza göz diktiğiniz yetmedi, buna itiraz eden, barış isteyen kardeşlerimizi kahpece katlettiniz. Memleketi, barış istemenin bile suç sayıldığı bir ülkeye dönüştürdünüz… İnsanca yaşamanın, hak hukuk istemenin nesi suç? Barış’ı savunanlara kıyarak mı savaşınızı, katliamlarınızı meşrulaştıracaksınız!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Büyük yönetmen Akira Kurosawa’nın önemli filmlerinden biridir Yojimbo… Filmin baş kahramanı Sanjuro rüzgar nerden eserse yönünü ona göre belirleyen efendisiz bir samuraydır. Ve bu seferki uğrağı zalim çetelerin halka kan kusturduğu, her türlü ahlaksızlığın, çürümüşlüğün, yolsuzluğun kol gezdiği bir kasabadır. Ve tabii ki tüm bu hukuksuzluklar devletin kontrülünde gerçekleşmektedir. Yaşama umudunu dahi yitirmiş kasaba halkı; yolu buraya “düşmüş” bu samuraya acırlar ve bir an önce kaçmasını söylerler. Sanjuro oralı olmaz. Kasabadaki durumu çakmıştır ve bunları anlatan adama da kendi işine bakmasını söyler. Cesur Sanjuro ertesi gün çete liderleriyle görüşür. Kendine saygı uyandırmak maksadıyla da görüşmeye giderken çetenin en “cesur”adamlarından bir kaç tanesini şık bir kılıç darbesiyle etkisiz hale getirir. Sanjuro amacına ulaşmıştır; çeteler birbirine girer. Ama buna uyanan savaş baronları savaşı durdurur. Eli kanlı yönetici sınıfı, sahte bir barış antlaşması yapmak zorundakalır. Kasaba halkı bu göstermelik barışla rahatlar… Kasaba eski günlerine döner… Ancak, zeki Sanjuro öyle düşünmemektedir; kendisine artık ihtiyaç duyulmadığını söyleyen halka öfkelenir. Ve o büyük cümleyi kurar; “Ahmaklık etmeyin. Baronlar daha büyük bir savaş çıkartmak için barış yapar!” Kısa bir süre sonra Sanjuro haklı çıkar ve sokaklar yeniden kan gölüne döner… Özetle, cesur samuray kasabayı zorbalardan temizler ve her hayali kahraman gibi bir başka haksızlığın peşine düşer.

 

Peki biz bu soysuzlardan, katillerden nasıl kurtulacağız? Ülkeyi bir taziye evine çeviren bu alçaklardan bizi kurtaracak bir kahraman elbette yok. Bunca alçaklığı tek bir kahramanın temizlemesi de mümkün değil zaten. Ülke hergün yeni bir cehnneme uyanırken değil bir kahraman, binlerce kahraman gelse baş edemez bu ülkedeki hukuksuzlar karşısında. Ama enseyi karartmak yok, umudumuzu hayali bir kahramana bağlamayacağız.

 

Çaresi yok, bu topraklarda ancak halkın “kahraman” olacağı bir barış kalıcı hale gelebilir. Ve bunca hukuksuzluğun önüne  o zaman geçilebilir. Baronların, siyasetçilerin yapacağı göstermelik barış değil, halkların barışı bu katillere, bu hırsızlara karşı koyabilir. Ve işte o zaman, halkın kuracağı barış karşısında siz iblislerin, siz savaş baronlarının dizleri titreyecektir. Çünkü daha büyük bir savaş için yaptığınız sahte barış çağrıları artık tezgahta para etmediği aşikar. Bizler kim olduğunuzu çok iyi biliyoruz; siz savaş dedikçe bizler inadına barış talebimizi alçak suratlarınıza haykırmaya devam edeceğiz!..

 

 

 

KEDİ DİLİ/ASLAN ÖZDEMİR

aslanozdemir@gmail.com