Viral Mecmua’nın bu haftaki konuğu Telga Südor. Sanat ve sanatçılar arasında büyüyüp, güzel sanatlar eğitimi alan Südor büyükannesinin ismini verdiği galerisi Galeri Diani’yi, Norveç’te geçen yıllarının sanatına etkisini, sanata bakışını ve yapmak istediklerini anlattı. 

Viral Mecmua özel röportaj.

Röportaj: Filiz Pazar

Bize Telga Südor kimdir anlatır mısınız?

Sanatçı Gülseren ve Teoman Südor’un kızı olarak İtalya’da dünyaya geldim. Babam ve annem Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinden mezun olduktan sonra burs alarak İtalya’da eğitimlerine devam etmek için gitmişlerdi. Yaşamımın ilk beş yılını İtalya’da sanatçılarla dolu olan bir toplulukta geçirdim ki yine burs alıp giden Sahne Dekoratörü Selçuk Tollu da aralarındadır. Türkiye’ye döndükten sonra sanat ve İtalya’nın yaşamımda ki etkileri devam etti. İtalyan Lisesinden mezun oldum çocukluğum sanatçılar, yazarlar, tiyatrocular arasında geçti ve üniversitede Mimar Sinan Üniversitesi’nin Sahne Dekor ve Kostüm bölümünde okudum,  sonrasında burs ile Norveç Bergen Güzel Sanatlar Akademisi’ne yüksek lisans için gittim. Resim ve iç mimarlıkta yüksek lisans yaptım. Yurda döndüğümde İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Görsel ve Çevresel Sanatlarda ‘Sanatta Çizginin Kullanımı’ adlı bir yüksek lisans tezi daha verdim. Daha sonra üniversitelerde iç mimarlık ve sanat yönetimi bölümlerinde ders vermeye başladım aynı zamanda resme devam ettim. Sahne dekorunu ve plastik sanatları birleştiriren yurt içi ve yurt dışında sergiler açtım. Son olarak da sanat dünyasının içinde bir galeri ile varlığımı sürdürmeye karar vererek Galeri Diani’yi 2013 yılının başında açtım

Ressam  sanatçı anne  ve  babanın  kızısınız, sürekli sanat ortamında  yaşamak size  neler  kattı?

Yaşamımı tamamen biçimlendirdi desem yeridir.  Her şeyden önce  daha çok küçük yaşlarda kendimi çizerek ifade etmeyi öğrendim. Çocukken sürekli çizdiğimi, boyadığımı ve okuma yazma öğrendikten sonra da okuyup okuduklarımı resmettiğimi hatırlıyorum. Ayrıca çok yakından tanıdığım amca, teyze dediğim yazarlar bana kitap okumayı sevdirdiler çoğu çocuk kitabı yazmasa da bana okumam gereken kitapları söyleyip, ikna edip edebiyatı sevdirdiler. Ressamlar, heykeltraş tanıdıklar da sanatçı olmayı, sanatı  bana doğal olarak aktarmış oldular. Her hafta sonu çeşitli yerlerde toplanan ve sanattan bahseden bu topluluğun içinde diğer arkadaşlarımla birlikte büyüdük tek şikayetim sigara kokusu idi hala da çok rahatsız olurum sigaradan! Üniversiteye başladığımda özellikle temel tasarım derslerinde ne kadar çok şeyi önceden öğrenmiş olduğumu ve doğal olarak bildiğimi farkettim. Ancak okulda çok hayal kırıklığına uğradım; o da başka bölümler arasındaki ilişkilerin kopukluğu kopuk bırakılma gerekliliği beni çok şaşıttı, bunun okuduğum kurumun bir akademi olmamasından kaynaklandığını biliyorum. Bugün artık sanat dalları arasındaki organik bağ oldukça kopmuş durumda artık yazarların, tiyatrocuların, ressamların, heykeltıraşların, mimarların aynı sofrada olduğu sofralar çok az… Ancak çocukluğumda yaşadığım bu ortamın tekrar oluşabilmesi için kurdum bu galeriyi.. Çeşitli sergiler ve çeşitli disiplinlerden çalıştaylar yapabilmek sanat sohbetleri geleneğini sürdürebilmek amacıyla açtım. Eğer sözünü ettiğim ortamda büyümeseydim farkındalığım olabilmesi için  daha uzun bir zamana ihtiyacım olurdu

Yurt içinden  beğendiğiniz   ressamlar  kimler? Bu  sanatçıların  sergilerini galerinizde görebilecek miyiz?

Yurt dışında beğendim ve yurt içinde beğendiğim sayısız ressam var elbette. Tabii ki daha yakından tanıdıklarım İtalyan ve Norveçli sanatçılar ve bazıları ile sergi açacağım. Örneğin Vittorio Sopracase, Giancarlo Caneva.

Hiyerarşinin Sanata Verdiği Zararı Norveç’te Farkettim

MSÜ’yü bitirdikten  sonra  Norveç’e  gittiniz , ordaki  izlenimleriniz  nelerdi? Yaşamınızda  etkiliyeci rolü  oldu  mu?

Norveç benim için gerçek bir deneyim oldu. Gerçek bir sanat akademisin ne olduğunu gördüm. Bölüm farkları yoktu ve herkes istediği dersleri alarak bir arada ders görüyordu daha sonra bir konuda aldığı derslere göre uzmanlaşıyordu. İşte bu noktada çok farklı bir eğitim olduğunu gördüm heykeltıraş adayı, ressam adayı, tasarımcı adayı bir arada organik bağlar korunarak okuyordu ve ayrıca okul 24 saat açıktı. İşte bu olgunun sanatı nasıl olumlu etkilediğini gördüm. Ayrıca teknik açıdan çok şey öğrendim hazır tüp boyalar kullanmak, hazır tualler, hazır kağıtlar kullanmak yasaktı, her şeyi kendimiz hazırlıyorduk ben böylece bu teknikleri öğrendim. Ve en önemlisi hiyerarşinin sanatta zararlı olduğunu aksinin yararlı olduğunu öğrendim. Hocaların öğrencilerden öğrenebileceklerini gördüm onlara iş imkanı sunduklarını ve bilgi saklamadıklarını gördüm bu beni çok etkiledi…

Galeri Diani’nin bir hikayesi var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Diani gerçekte bir İtalyan soyadı. Ninemin bir daha hiç görmediği, aşk uğruna terk ettiği ailesinden kalma soyadı. Kendisini 10 yaşıma kadar tanıdım ve onunla vakit geçirebilme şansım oldu. Çok sevdim onu, bir gönül borcu dileyelim. Galerinin bulunduğu sokağa babasının işi dolayısıyla henüz bir genç kızken gelmiş, ailesi ile yerleşmiş. Yazları ise Büyükada’da oturan bir aile. Bu sokakta genç subay büyükbaba ile tanışıp çok büyük zorluklarla evlenmişler. Müslüman olmuş ailesini terk etmiş. Dilini bir daha hiç konuşmamış. Ben hariç. Büyükbaba için de çok zor olmuş bugün bile anlamış değiliz askeriye nasıl subaylığını sonlandırmamış? 28 yaşında dul kalmış iki çocukla, ailesini yine de görmemiş ,dilini konuşmamış ben çocukken İtalya’dan dönene kadar…. Yaşlanana kadar da buralardan taşınmamış, ben tanıdığımda artık Rasim Paşa’da oturmuyordu…

Galeriye O’nun soyadını verdim çünkü hiç olmazsa annesi, babası ve kardeşleriyle bu sokakta bir isimle olsun yaşasın istedim. Babamı da çok mutlu etti bu. Kendisi de annemle birlikte DGSA dan mezun olduktan sonra Roma Güzel Sanatlar’da resim eğitimine devam ederek anne tarafından gelen kültürü devam ettirmiş ve anneannesini çok sevindirmişti. Ayrıca kendisinin de doğar doğmaz bu sokaktaki evde anneannesinin yanına getirilmesi de ayrıca bu isimin ne kadar anlam taşıdığını gösteriyor.

FMV  Işık Üniversitesinde eğitim  veriyorsunuz, ayrıca resim  galerisinde  çalışıyorsunuz. Zor olmuyor mu?  

Evet çeşitli üniversitelerin görsel sanatlar ve mimarlık bölümlerinde çeşitli dersler veriyorum. Bu beni bilgi olarak ayakta tutuyor. Gençlere yeni bilgileri aktarmak için sürekli araştırmaya ve öğrenmeye çalışıyorum. Dersleri sadece sınıf ortamında işlemiyorum onları sergilere, tiyatro oyunlarına götürüp bu havayı koklatmaya, kanlarına girmeye çalışıyorum. Kitaplar getirip gösteriyorum tarihi sokaklarda yürütüp binaları ve içlerinde yaşanmış olanları merak etmelerini sağlıyorum. Galeri de onlar için enteresan oluyor galeriye de getirip nasıl bir ortam olduğunu neler yapıldığını görmelerini sağlıyorum ve çok güzel sonuçlar alıyorum. İki işi de bir bütün olarak görüyorum kısacası.

Resim  yapıyor  musunuz? Sizin de  resimlerinizi  Galeri Diani&Atölye Südor’da  görebilecek miyiz?

Elbette yapıyorum. Kaçınılmaz ancak okuduğum tüm disiplinleri birleştiriyorum. Mekanı da kullanıyorum sahne gibi üçüncü boyut kaçınılmaz benim için. Resimlerimi galerimde de görebileceksiniz ancak  öncesinde diğer sanatçılara öncelikle yer vereceğim..