Terk Edilmek Nasıl Bir Duygu
 
Bu sabah karşı komşum 4 yaşındaki köpeğini çıkarmış bekliyordu. Köpek, korku ve panik içinde etrafına bakıyordu. Dolaştırmaya mı çıkardınız, dedim, hayır sahiplendirdim almaya gelecekler, cevabını aldım. İçim acıdı. O zavallı ne yapabileceğini bilmeden kuyruğunu iyice kısmış bekledi. Kamyonet tipi bir araba geldi, kadın kaldırdı koydu. Ne oldu sen gelmiyor musun, der gibi sahibine baktı; bu nasıl bir mecburiyettir ki 4 yıllık köpeğini veriyorsun?
Yine de bir açıdan iyi, en azından sahiplendirmiş sokağa atmamış, diye kendi kendime söylendim, bir yandan da gözümden akan yaşları yok etmeye çalıştım.
Hayvan alırken iyi düşünmek gerektiğini sürekli söylerim. Hayatınızın en az 10-15 yılını buna ayırabilecekseniz alın. Hevesiniz kaçtığında ya da yaşam şartlarınız değiştiğinde onu vermeyi düşünmeyecekseniz alın.
 
Siz ona daha iyi bakacak birilerini bulabilirsiniz ama onun kalbinde açmış olduğunuz yaralar ne olacak hiç düşünüyor musunuz? Hayvandır alışır demeyin. Alışıncaya kadar çektiği acıları biz bilemeyiz, çünkü o yaşıyor. Her hayvan için geçerli değildir çabuk alışmak. Ona sabırla ve sevgiyle yaklaşıp anlatmak lazım.
 
Terk edilen bir kedimiz BUDA, sahibi traş için bıraktı, birkaç saat sonra alacaktı. Ama ne gelen oldu, ne de giden. Buda, zavallı kedi, küçücük kafesinin içinde bir ay boyunca sahibinin gelmesini bekledi. Her kapı açıldığında kafesinden çıkıp bakıp, yine değil, diye üzgün bir ifadeyle kafesine döndü. Belki de sahibi, nasıl olsa veterinere bıraktım iyidir, diye düşünmüştür. Peki Buda’nın hislerini hiç düşündü mü acaba, ümidini yitirmesi nasıl bir duygu biliyor mu? Bunları düşünmediğinden eminim. Evet Buda bizimle yaşamaya alıştı, onu çok isteyen oldu, ama bu yaşadıklarını gördükten sonra tekrar aynı şeyleri yaşamasını istemediğim için vermedim.
Hayvanlarınızı terk etmeyin, onları bırakmayın, atmayın, onları mutsuz etmeye hiç hakkımız yok, bunu bilin.