“Kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da
herkes biraz var, o kadar…”

Edip Cansever

 

“Bir çocuk boş bir sahilde mahvolur” diyor sahnedeki adam. O çocuğun hayatının mahvolma sebepleri nelerdir peki? Bu soruya verilecek bütün cevapların adresi belli; kapitalizmin aç yırtıcıları!

 

U2’nun ünlü Bono’su, Torino’daki konserinde bir şarkının sözlerini değiştirerek, Aylan Kurdi’yi anması alkışlanacak bir hareketti. Dünya starlarının toplumsal olaylara dikkat çekmesi, sahnelerinde iktidar baskılarını eleştirme girişimleri, hayranları dışında daha geniş kitlelere ulaşmalarını sağlıyor. Bu da onların farklı mecralardaki(!) “şöhretini” sağlama alıyor. Bu durum herkes için geçerli değil tabii ki. Samimiyetinden şüphe duymayacağımız pek çok isim sıralayabiliriz (Örneğin; Sean Peen, Ronaldo vb.) buraya..

 

Ama gündemimiz Bono olunca, şöhret ve toplumsal duyarlılık meselesini bir özet geçmek gerekir. Bono’nun ortağı olduğu şirketin, patronların dergisi olarak bilinen Forbes’a hatırı sayılı ortaklığı, küresel pek çok şirketin ve bazı sosyal medya şirketlerindeki hissedarlığı(facebook, dropbox), bununla birlikte; kirli siyasetçilerle kurduğu sıcak teması hatırlayınca sahnedeki “duyarlılık” elbette samimiyetini yitiriyor.

 

Grup; yoksulluk, hastalıklar ve insan hakları ihlallerine karşı duyarlılık gösterirken bir yandan da iktidarlarla yakın ilişkiler içinde görüntü vermekten de kaçınmıyor. Mesela Irak’ı yerle bir eden ABD eski başkanı George W. Bush ve Tony Blair gibi savaş “kahramanları”yla da aynı karede yer almışlığı var.

 

Peki hangi Bono?

 

Meseleye birazda kendi cephemizden bakalım öyleyse. Tayyip Erdoğan’ın Somali ziyaretinden etkilenip, ülkedeki baskıcı rejimini görmemezlikten gelerek “Tayyip Erdoğan’ı özgürlük savaşçısı ilan eden” Bono mu? Yoksa, 2010’daki İstanbul  konseri öncesi dönemin AB müzakerecisi Egemen Bağış ile “köprüyü birlikte yürüyerek geçtik” dediği için sahnede yuhalanan Bono mu? Yoksa, 90’larda beyaz Türklerin uzun saclarına vurulduğu, gençliğin ezbere bir ağızdan söylediği “with or without you” gibi muhteşem bir şarkıya imza atan Bono mu?


Özetle Türkiye’nin iç siyaseti hakkında tek bir bilgisi olmadan Dolmabahçe’de Erdoğan ile görüşen Bono ile konserlerinde dünya barışı ve insan haklarına dikkat çekmek için gerektiğinde hiçbir egosu olmadan şarkı sözünü değiştiren Bono mu?


Siz karar verin!

 

Aylan Kürdi’nin o içler acısı fotoğrafı için söylenecek hiçbir söz yok, sorulacak tek bir soru var! Milyonlarca mültecinin yerinden yurdundan edilmesinde ve Aylan Kurdi’nin o hazin fotoğrafında Küresel ağlarla birbirine bağlı sömürgeci şirketlerin yarattığı tahribatların hiç mi payı yok?

 

Bu soruya hangi Bono cevap verebilir ki; Aktivist Bono mu, patron Bono mu, sanatçı Bono mu?