Geçtiğimiz hafta Pera Müzesi’nin gerçekleştirdiği özel turda Tania Bahar’ın detaylı anlatımıyla Grayson Perry sergisini gezdik.

 

Grayson Perry, 2003 Turner Ödülü’nün sahibi  ve Britanya’nın en ünlü çağdaş sanatçılarından biri. Eserlerinde  gündelik olanı, insanların hayatlarını yaşama biçimini, modern dertleri, din, sınıf ve kimlik meselelerini işlemeyi tercih ediyor; seramik, döküm, bronz, baskı ve halıcılık gibi geleneksel mecralarda çalışıyor.

 

 

Şeylerin Hakkımızda Söyledikleri

 

 

Yaşadığımız çağda, satın alma gücümüz ve satın aldığımız ürün ve hizmetlerle tanımlanıyoruz ve sınıflandırılıyoruz. Ücretini ödeyip satın aldığımız eşyalar bizi ele geçirmeye başlıyor, onlarsız yapamaz hale geliyoruz.

 

Mesela elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlarımızı ya da hayatımızı kolaylaştıran çamaşır makinasını düşünün. Acaba bu cihazlar bizim hakkımızda ne düşünüyor? Hiç düşündünüz mü? Perry’nin meşhur çömleklerinden biri tam da bu konuyu irdeliyor. Sahip olduğumuzu düşündüğümüz eşyalar bizden hiç de iyi bahsetmiyorlar, ben söyleyeyim de…

 

Perry’nin çömlekleri klasik formlarda şekillenmiş, onları enteresan kılan üzerlerindeki hikaye. Perry, eşyaların dilinden varoluşsal boşluğa uzanan bir çizgide ilerliyor. Kah kendisi hakkında söylenenleri hicvediyor kah filozofları…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaşamın Döngüsü bu halıda mı saklı?

 

Perry’nin duvar halılarında belirgin bir yaşam döngüsü vurgusu hakim. Kişinin doğumdan ölümüne kadar giden yolda geçirdiği aşamalar, kullandığı eşyalar, satın aldığı markalar hayatını nasıl etkiliyor, onu nasıl değiştiriyor? Bu halılarda hem Perry’nin alter egosu Claire karakteri karşımıza çıkıyor hem de çocukluğunun soğuk gecelerinde sığındığı oyuncak ayısı Alan Measels. Perry, halılarında yaşamı, inancı, modern hayatı, gelenekselliği, dini ve sosyal sınıfları sorguluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yoksul Tim nasıl zengin oldu?

 

British Council Koleksiyonu’ndaki 6 halıdan oluşan büyük eser serisi “Küçük Farklılıkların Kibri” İngiltere’deki sosyal sınıflara bir ailenin sınıf atlaması hikayesi üzerinden bakıyor. Halıların çıkış noktası Perry’nin çektiği belgeseller. Perry; İngiliz işçi sınıfı, orta sınıf ve toprak sahiplerinden oluşan üst sınıf ile birlikte zaman geçirerek, onlardan biriymiş gibi davrandığı üç belgesel çekmiş. Belgesellerin ardından da bu halılar ortaya çıkmış. Her sınıfı iki ayrı halıda anlattığı otobiyografik izler taşıyan seride Tim, yoksul bir işçi ailesinin çocuğu olarak doğar, üvey babasının bir şekilde artan geliriyle orta sınıfa  “sonradan görme” olarak katılır ve hakiki orta sınıf bir ailenin kızıyla evlenir. İcat ettiği bir yazılımı çok yüksek bir paraya bir dünya devine satar ve üst sınıfa katılır. Üst sınıfın  şatafatı gözünü kamaştırınca karısından boşanıp genç bir kadınla evlenir ve spor arabasıyla hava atarken elim bir kazada ölür. Perry, bu 6 halı ile İngiltere’nin üç sosyal sınıfının resmini çekerek müthiş bir sosyolojik panorama çıkarmış.

 

Hey, bilinçaltım nasılsın?

 

Grayson Perry, özel hayatında da enteresan bir kişi. Alter egosu Claire’den bahsetmiştim. Claire, yaşayan bir karakter. Perry zaman zaman kadın giysileri giyerek- yani Claire olarak- hayata karışıyor öyle ki Turner ödülünü almaya da Claire olarak gitmiştir.  Perry bir psikiyatristle evli ve terapilerini de karısı yapıyor. Bu terapilerin ardından terapide konuşulan kavramlar üzerinden hayali haritalar çıkarıyor. Olmayan bir ülke, olmayan halklar ama gerçek kavramların yer aldığı oldukça detaylı haritaları var. Perry, haritaları bir ucundan başlayıp sonuna kadar ilerleyerek tek bir seferde bitiriyor, önceden planlamıyor ve sadece o seansa kullanılan kavramları kullanıyor. Müthiş zekice detayların yer aldığı haritaları incelemek günler sürebilir, ancak ilk bakışta gözünüze çarpan kavramlar çok sarsıcı. Bir tür yüzleşme yaşıyor insan.

 

Kısacası bu sergi sizi zekice detaylarıyla şaşırtacak, bilinçaltınıza ayna tutacak ve sizi gülümsetecek eserlerden oluşuyor, 26 Temmuz’a kadar gezebilirsiniz.