Nurten Bengi Aksoy

Sanırım beş yaşlarında filandım, ne futboldan ne de takımdan haberim vardı. Benden altı yaş büyük ağabeyimin teşvikiyle bütün kardeşler Beşiktaşlı olmuştuk, o gün bugündür takımımla hep gurur duymuşumdur.Aslında futbolla çok da ilgim yoktur ama insan iki erkek çocuğu annesi olunca ister istemez kıyısından kenarından bulaşıyor ve ilgilenmeye başlıyor maçlarla, takımlarla…

Bizim çocuklardan biri Beşiktaşlı diğeri Fenerbahçeli olduğu için bu iki takımın maçlarında (çocukların üzülmemesi adına) hep takımların berabere kalmaları için dua eder, berabere kaldıklarında da çok sevinirdim. Sanırım 2003 yılıydı, ligin son maçı Beşiktaş ve Fenerbahçe arasında oynanacaktı ve şampiyonluk için Beşiktaşın galip gelmesi gerekiyordu, o gün büyük oğlum  maçı izlemeye giderken bana dönüp “anneciğim ne olur bu sefer beraberlik için dua etme” diye yalvarmıştı…Kim bilir belki de ben dua etmediğim için Beşiktaş şampiyon olmuştu o yıl…

Futbolla ilgili unutamadığım bir başka anım da 2002 yılında Türk Milli Takımının Dünya üçüncüsü olduğu maçtır. O günlerde bir arkadaşımın Seferhisardaki yazlıklarında misafirdik. Büyük bir heyecanla elimizde bayraklarımızla maçı izlemeye başladık, daha göz açıp kapamadan on birinci saniyede Hakan Şükür’ün attığı golle havalara fırladık, ama işin en güzel yanı evin büyükannesinin bütün maç boyunca okuduğu Ayetel Kürsileri televizyona daha doğrusu bizim takıma doğru üflemesiydi. Neyse maç bitmiş, Türkiye Dünya üçüncüsü olmuştu ve biz evdeki tüm hatunlar, benim şoförlüğümde, elimizde bayraklar, dilimizde sloganlar şampiyonluk turu atmıştık İzmir sokaklarında konvoya katılıp…

Sonra İstanbul yılları ve Şükrü Saraçoğlu stadına komşu olmak…taraftarların çılgınlıklarını ve büyük maçlarda sergilenen çirkinlikleri yakından görmek…o koca koca, kerli ferli insanların stadın önünde nasıl da çirkinleştiklerini görüp, ettikleri küfürleri işitmek…nefret eder olmak futboldan da takımlardan da…

Ve 2013 yılı Mayıs ayının son günleri, Gezi olaylarının başlaması…pekçok şeyin değişmesiyle birlikte futbolda da başlayan değişim…Beşiktaşın Çarşı gurubunun önderliğinde başlatılan birlik, beraberlik ruhu…yıllarca “ezeli rakip” olarak birbirlerinin adeta gözünü oyan taraftarların bir şeylere karşı yek- vücut olmaları, haksızlığa ve adaletsizliklere karşı tek-nefes olarak karşı durmaları…artık sokaklar rengarenk, bütün takımların renkleri kol kola sokaklarda toplanıp aynı şeyler için slogan atıyorlar…ve galiba ben yeniden futbolu sevmeye başlıyorum, hele geçtiğimiz günlerde bir gazetede okuduğum bir haber bu konuda beni çok duygulandırdı ve bu yazıyı yazmama vesile oldu…bu dostluğun, birlik ve beraberliğin hiç bozulmaması, başka alanlarda da sağlanması dileklerimle…