“Tandem”in kelime anlamı iki kişinin birlikte sürdüğü bisiklet. Yani ilerlemeniz için aynı anda pedal çevirmeniz lâzım. Bir süredir posta kutuma düşen basın bültenleri içinde ilgimi çektiği kadar heyecan veren projelere rastlıyorum, bunları Viral Mecmua’da takip etmişsinizdir belki. Aynen/Einen, Sulukule Gençlik Orkestrası ve M&M konseri gibi… Hepsi de TANDEM imzalı. Projenin sırrı TANDEM’in kelime anlamında saklı, ilerlemek için birlikte hareket etmek…

“Nedir bu TANDEM?” sorusundan yola çıkarak TANDEM projesinin İstanbul kısmını üstlenen Anadolu Kültür’den Serra Özhan Yüksel ve Zümray Kutlu Tonak ile Karaköy’deki Studio X’te buluştuk. Anadolu’dan ve Avrupa’dan gençleri buluşturup birlikte harika projeler yaratmaları için imkan sağlayan TANDEM’i ve projenin katkılarını Serra ve Zümray’dan dinleyin istedim…

 

Viral Mecmua Özel röportaj.

Röportaj: Ceren Candemir

 

TANDEM-Kültür Yöneticileri Değişimi projesi nedir, kimlerden oluşur?

 

Serra Özhan Yüksel: TANDEM-Kültür Yöneticileri Değişimi projesi, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de faaliyet gösteren kültür-sanat kurumları ile bu kurumlardan kültür yöneticileriyle birlikte çalışma ve üretme zemini oluşturmak amacıyla 2001 yılında başladı.

İlki 2011-2012 yılında gerçekleştirilen TANDEM-Türkiye-AB, 2013-2014 yıllarında yürütülen ikinci dönemiyle beraber toplam 65 kurum ve kişinin geliştirdiği 31 uluslararası kültürel işbirliği projesine destek verdi.

Stiftung Mercator (Essen) ve Avrupa Kültür Vakfı (Amsterdam) tarafından desteklenen TANDEM Türkiye-AB programı, Anadolu Kültür (İstanbul) ve MitOst (Berlin) tarafından hayata geçiriliyor.

 

TANDEM’le neyi hedefliyorsunuz?

 

Serra Özhan Yüksel:Birlikte çalışmak ve üretmenin farklı kültürler arasında diyalog geliştirmede önemli katkılar sağladığına inanıyoruz. Bu programın farklı deneyimleri paylaşmak ve birlikte yaratıcı süreçlere  dahil olmak için önemli bir fırsat yarattığını düşünüyoruz. Bu doğrultuda, her dönem Türkiye’den ve Avrupa ülkelerinden kültür yöneticisi/proje yöneticisi ve kurumu arasında iş birliği ağları yaratmayı ve bu işbirliklerinden çıkan somut projeleri desteklemeyi hedefliyoruz.

 

TANDEM programına kimler katılabilir?

 

Serra Özhan Yüksel: Program, kültür-sanat alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve girişimlerini temsil eden, uluslararası ortaklıklar geliştirmek isteyen deneyimli kişilerin yanı sıra, henüz kariyerlerinin başında olan kültür yöneticileri/proje yöneticilerine de açık.

 

Kültür-Sanat projeleri derken nasıl projeleri kastediyorsunuz?

 

Serra Özhan Yüksel: Tiyatrodan edebiyata, müzik projesinden film projesine, çocuklarla sanat atölyelerinden tutun  engellilerle yapılan sanat atölyelerine kadar geniş bir alan…

 

Peki nasıl çalışıyorsunuz?

 

Serra Özhan Yüksel: Katılmak isteyen kişi ve temsil etikleri kurumları açık çağrı yoluyla programa davet ediyoruz. Türkiye ve Avrupa’dan seçilen katılımcılar uzmanlık alanlarına göre tanışma toplantısında ortaklarını belirliyor; birlikte geliştirdikleri proje ile başvurularını yapıyorlar, kabul edilen 30 katılımcı bir yıl süreyle bir kültür-sanat projesinde ikili ekipler (tandemler) halinde çalışıyorlar. Bu süre zarfında katılımcılar için deneyim paylaşımına olanak sunan çalışma gruplarının yürütüldüğü hazırlık ve ara değerlendirme toplantıları düzenliyoruz. Ayrıca, projelerini geliştirmeleri ve ortaklarını yakından tanımaları için onar günlük kent ziyaretleri organize ediyoruz ve projeleri için hibe desteği veriyoruz. Tüm bu süreç boyunca da katılımcılar, proje yürütücülerinden proje geliştirme ve yürütme konularında destek alabiliyorlar. Program, projelerin ortak sunumlarının yer aldığı kapanış toplantısıyla son buluyor.

 

Tanışma  toplantıları nasıl geçiyor, merak ettim…

 

Serra Özhan Yüksel: Aslında hiçbiri birbirini önceden tanımıyor oluyor. Bir nevi çöpçatanlık gibi!

Zümray Kutlu Tonak:Tabii biz ilk elemeleri yaparken birbirine olabileceğini düşündüğümüz kişileri seçiyoruz.

Serra Özhan Yüksel: Her alan için 3-4 tane Avrupalı ve Türkiyeli ortak seçmeye gayret ediyoruz. Bu tanışma toplantısında dört gün boyunca çeşitli atölyeler yürütüp birbirilerini tanımaların sağlıyoruz. daha sonra da bir araya gelen ekipler ortak bir proje başvurusu yapıyorlar, ilk başvuru için motivasyon yeterli ama ikinci başvuru için bir projeleri olmalı. Bu projelerde bir elemeden geçiyor, 30 kurum desteklenmek üzere seçiliyor buradan 15 tane proje çıkıyor.

 

Dil sorununu nasıl aştınız?

 

Serra Özhan Yüksel: Kilit soru! Projenin öncesinde Zümray’ın yürüttüğü Anadolu Kültür’ün uyguladıkları kültür politikaları programı vardı. Orada seçilen pilot kentlerde, Çanakkale, Antakya, Kars, çok iyi işleyen bir programın ardından biz tanıdığımız kişileri teşvik etmeyi yeğledik projeye başlarken. Bu insanlarla birlikte yürümek istiyoruz diye yola çıktığımızda  bu dil sorunun sorun gibi almamayı tercih ettik. Elimizden geldiğince tercümelerini yaptık. Katılanların üçte ikisi hemen hemen hiç İngilizce bilmiyordu. Fakat, Allah sizi inandırsın, edebiyat projeleri sıfır İngilizceleri olan iki kişi tarafından yapıldı! Birisi Batman’dan Yavuz Ekinci diğeri Trabzon’dan Serkan Türk. İkisinin de ortakları Almanyalıydı. Ama anlaştılar bir şekilde!

Zümray Kutlu Tonak: Ama dil bilmemek çok büyük bir dezavantaj oluyor. Çok güzel işler çıktı, onlar birbirlerini çok sevdi ama zorlandık… Ortak toplantılarda ortak bir dili kullanmıyorsanız çok zorlanıyorsunuz. Bir de neler kaçırdığınızı fark ediyorsunuz… Yanlış anlaşmalar olabiliyor.

Serra Özhan Yüksel: Şöyle bir şey söylüyoruz, kurumlardan en azından birisi kendini ifade edecek kadar İngilizce biliyorsa o bile yetiyor…

Zümray Kutlu Tonak: Ekip içinde bunu çözecek bir kişi bile varsa her türlü çözebiliyorlar sorunu ama ekip içinde birisi yoksa zor. Çözebilen arkadaşlar var, çözemeyen arkadaşlar var… İngilizce önemli, biliyor olması lazım. İlla sular seller gibi değil biraz medeni cesaret ve biraz temel işi götürüyor… Hiç bilmeyerek olmuyor, olduğu zaman da kurumların istedikleri performans olmuyor. Toplantılarda biz çeviri yapsak bile kent ziyaretlerinde böyle bir imkan yok. Projede sıkıntı yaşadıklarında bakıyoruz ki temelde bir sıkıntı yok, dil bilmedikleri için anlaşamamışlar ya da yanlış anlamışlar…

 

Proje aşamaları nasıl gerçekleşiyor?

 

Serra Özhan Yüksel:Birbirlerine yaptıkları onar günlük kent ziyaretleri var.  Bunlar, birbirlerinin kentlerini tanımayı hedefleyen, nasıl çalıştıklarını görme imkanı veren ve ortak etkinliklerini yapmalarına fırsat veren ziyaretler.

 

Bu ziyaretleri kim finanse ediyor?

 

Serra Özhan Yüksel:TANDEM’in kurumların ortak projelerini gerçekleştirmeleri için hibe ettiği kısım 5.500 Euro. Onun dışında bütün bu seyahatleri, üç ayda bir yapılan ortak toplantıları finanse ediyoruz.

 

Kültür Yöneticisi ne demek, kimler kültür  yöneticisi olabilir?

 

Zümray Kutlu Tonak: Kültür-Sanat alanında çalışan herkes olabilir. Sanatçılar da var, Güzel sanatlar Fakültesinde sanat eğitmenliği yapanlar da var, belediyelerin kültür birimlerinde çalışanlar da var. Kültür Yöneticisi dememizin nedeni, projenin bütün sorumluluğunu alan kişi olmaları. Onlara verdiğimiz hibenin takibi, projenin yürütülmesi, eğer sanatçılarla çalışacaklarsa o sanatçıların bulunması ve koordine edilmesi… Dolayısıyla idari işlerle başı hoş, onlarla ilgileneceğini bilen arkadaşlarla çalışıyoruz. İhtiyaç duyduklarında ek fonlar nasıl bulunur, raporlaması nasıl yapılır gibi konularda biz destek sağlıyoruz.

 

Bu projelerle birlikte nasıl bir etki yaratmayı hedefliyorsunuz? Bu ekipleri sonra takip ediyor musunuz?

 

Zümray Kutlu Tonak: Anadolu Kültür olarak 2002 yılından beri Anadolu kentlerindeçalışıyoruz. Önceliğimiz orada çalışan sivil toplum kuruluşlarını desteklemek, onlarla beraber çalışmak. TANDEM bununla paralel bir niyete sahip. Yaptığımız şey Anadolu kentlerindeki STK’ların hem kendi yaptıkları işleri desteklemek hem de uluslararası bir ortaklık kurarak yeni bir şey deneyimlemeleri, ortak projeler geliştirmeleri için bir fırsat yaratmak. Bu projeler ile bir uluslararası ağ yaratıldığı gibi çok güzel dostluklar da kuruluyor. Projeler yapılırken herkes birbirinin projesine yardım etti, bunu hedeflememiştik mesela. Etkisi de uzun sürüyor böyle dostlukların. Bizim hedeflerimizden birisi de bu program bittikten sonra oluşturduğumuz ağ içinde bu arkadaşların birbirlerinden sürekli haberdar olması, ilişkilerinin devam etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu arada başa dönersek TANDEM sadece Türkiye’de yapılmıyor, TANDEM Arap var onun da ortaklarından biriyiz, TANDEM Ukrayna-Moldova ve AB var… Biz bunları da takip ediyoruz. TANDEM Türkiye’de yer alan arkadaşlar eğer isterlerse bu organizasyonlarla da bağ kurabilirler. Önümüzdeki günlerde etkilerini daha çok göreceğimizi düşünüyorum…

 

Bir tür kültürel ağ yaratmışsınız…

 

Zümray Kutlu Tonak: Bu ağı insanlar birlikte çalışarak kendileri yaptılar bu yüzden çok güçlü olduğunu düşünüyorum.

Serra Özhan Yüksel: Baya da samimi…

Zümray Kutlu Tonak: Etkiler kısmına dönersek programa katılan arkadaşlarımız birbirlerini kendi şehirlerinde ziyaret edip orada on gün geçirmek hem farklı kurumları tanıyorlar hem iş yapış biçimlerini gözlemliyorlar hem de farklı şehirleri görüyorlar. Bütün bu öğrenme sürecini kendi deneyimleri ve kendi ilişkileri üzerinden kurdukları için çok iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. On günü yurt dışında geçiriyorsunuz ve bütün masraflarınız karşılanıyor. Bu ziyaretler çok etkili oluyor. Vizyon geliştirme açısından önemli bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.