Şeyma Dumrul/Aktivist

 

Çevre  dünyada yükselen değer. Artık eskisi gibi isteyen yatırımcı çevreyi ve insanı hiçe sayarak yatırım yapması  giderek zorlaşıyor.  Sivil toplum kuruluşlarının ve halkın desteğini almak  projelerin meşruiyeti açısında çok önemli.  Her ne kadar mevcut siyasi iktidar çoğu zaman  sivil toplum kuruluşlarının iradesini görmezden gelmeye çalışsa da  sermayenin rahat  rahat her istediğini yapması pekte mümkün değil.

 

Hal böyle olunca bazı şirketler, sermaye gurupları bazen sivil toplum kuruluşlarını zayıflatmanın yollarını arıyor. Bulabildiği en güzel çözüm ise beraber çalıştıkları iletişim danışmanlık şirketlerinin bu yolda çeşitli taktikler geliştirmesidir.  Bu iletişim danışmanı şirketler ve sermaye gurupları sivil toplum kuruluşlarını deyim yerindeyse birbirine kırdırmak için   dedikodular yayıp ve bazen de gerçeği yansıtmayan algı operasyonları geliştirmekteler. 

 

Ne yazık ki bu algı operasyonları ve dedikodular  bazen  STK’ları birbirine düşman konuma getirmeye yetiyor. Bir anda  gerçek manada aynı tarafta olan insanlar  karşı karşıya gelip büyük bir rekabet içerisine giriyorlar.    Bu rekabet şirketin çalışmalarını hızlandırması için altın şans olurken sivil toplum örgütleri parçalanıp , ayrışıyor.   Sivil toplum örgütlerinde yer almak ve bir mücadeleyi sürdürebilmek günümüzde gittikçe zor bir hal  aldı.   Bazen iyi niyetle bir araya gelmiş guruplar  tecrübesizlik ve bilgisizlik nedeniyle haklı oldukları davaları kaybediyor.  Mücadeleye başlarken ne yaptığını, ne yapacağını ve elinde hangi güçlerin olduğunu bilmek çok önemlidir.  Gereksiz gurura kapılıp tecrübeli sivil toplum örgütlerin deneyim ve  bilgilerinden yararlanmayı red edip, diğer kuruluşu yıpratma politikası izlemek  kazanılmak istenen davanın kaybından başka bir şey getirmiyor.

 

Derdimiz gerçekten çevre ise olayları iyi analiz etmek,  karşı çıkılan konunun bütün detaylarına hakim olmak ve  diğer sivil toplum örgütlerin emeğini hiçe saymadan omuz omuza  mücadele vermek  esas olmalıdır.  Bazı sermaye guruplarının yaptığı gibi kamuoyundan bilgi saklamak, diğer STK’ların emeği teslim etmemek  ve hırçın bir tavır içinde olup kendi dava arkadaşını bile dinlemekten kaçmak başarı değil başarısızlık,  birleşme değil ayrışma getirir.

 

Herkesin özellikle bu dönemde şapkasını önüne alıp düşünmesi ve dayanışma içerisinde olması gerekir.  Çevre hizmet etmek korumak esas olmalıdır. Yoksa çevreyi  başka amaçlara ulaşmak için kullanmak, çevreye verilebilecek en büyük zarardır.  Bu gibi tavır ve tutumlar halkın sivil toplum örgütlerine olan güveni de yerle bir etmektedir.   Oluşumları iyi değerlendirip; mücadeleler dikkatli  verilmelidir.  Birbirini dinleyip anlamaya çalışmak  ve verilecekse bir savaş  omuz omuza  savaşmak, karşı çıkılacak olayı en ince ayrıntısına kadar araştırıp  mücadele vermek esas olmalıdır. Ancak böyle başarı sağlanır ve sivil toplum örgütleri iktidarı yönlendirebilir.