Cafer Panahi’nin Çilesi de, Esareti de Sürüyor

                                                                                  Hakan Sonok

İran, yönetmen Cafer Panahi’nin yurt dışına çıkmasına da, yurt içinde film çekmesine de ne yazık ki izin vermiyor…

Son olarak, Panahi ve Kamboziya Partovi’nin ortak yönetimiyle İran’da gizlice çekilen “Kapalı Perde” adlı film yurt dışına kaçırıldı ve 2013 Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı için yarıştı.

Ben Affleck’in Yükselişi Sürüyor

“Good Will Hunting-Can Dostum”un(1997) senaryosuyla Matt Damon ile birlikte Oscar kazanan Ben Affleck’in “Argo”su yılın en iyi filmi dalı dahil yedi dalda Oscar ödülüne aday gösterildi…

Ancak Affleck filmin yapımcılarından biri olarak Oscar’a aday gösterilmesine rağmen “Argo”yla yönetmen dalında aday olamadı.

 Bir kısmı İstanbul’da çekilen ve dünya sinema hasılatı 200 milyon doları geride bırakan ”Argo”yla en az Oscar kadar saygın, seçkin pek çok ödüle layık görülen Ben Affleck böylece oyunculuktan yönetmenliğe geçerken bunun üstesinden en iyi şekilde gelen birkaç isimden biri olmayı başardı…

24 Şubat 2013 gecesi ”Argo” sürpriz yaparak (Oscar ödüllerine 12 dalda aday “Lincoln”ü devirebilir mi? Pek sanmıyorum!) en iyi film Oscar’ını kazanabilirse Ben Affleck de, filmin bir diğer yapımcısı olan oyuncu George Clooney’de ikinci kez Oscar heykelciğini evine götürecek…

George Clooney, “Syriana”(2005) ile Oscar sahibiydi…

Sinema tarihinde Charlie Chaplin, Orson Welles, Clint Eastwood, Robert Redford, Robert De Niro gibi hem oyuncu, hem yönetmen olarak üstün başarı kazanmış pek çok isim arasında artık Ben Affleck’in de adı geçiyor.

Bunu “Argo” başardı.

Celal Şengör’ü Büyüleyen Film: “Krakatoa: Büyük Macera”

 

 

Atatürk sevgisinde herkesi geride bırakan,  Jeolog Profesör Doktor Celal Şengör’ün gazeteci yazar Sefa Kaplan ile yaptığı nehir söyleşi Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından  “Bir Bilim Adamının Serüveni” adıyla yayınlanmıştı. Profesör Doktor Celal Şengör bu kitabın 38. Sayfasında “Krakatoa: East of Java” adlı sinema filminden bahsediyor.

Bence En İyi Altı Felaket Filmi

“Krakatoa: East of Java” bence sinema tarihindeki en iyi altı felaket filminden (diğerleri : “The Poseidon Adventure” 1972; “The Towering Inferno” 1974; “Earthquake” 1974; “Dante’s Peak” 1997; “Titanic” 1997) biri.

 

Bu sıralar “Bir Bilim Adamının Serüveni”nini  okumakta olduğumdan ve bu kitabı herkese tavsiye ettiğimden Profesör Doktor Celal Şengör’e ulaşarak kendisine bir soru sordum. Sorduğum soru ve Profesör Doktor Celal Şengör’den aldığım yanıtı aşağıda okuyabilirsiniz.

 

Hakan Sonok:  “This Changing Earth” başlıklı makaleyi okuyunca jeoloji konusundaki bildiklerinizin yanlış ya da eksik olduğunu anladığınızda uğradığınız moral çöküntüsünü Türkiye sinemalarında “Krakatoa: Büyük Macera” adıyla gösterilen orijinal adı “Krakatoa: East of Java” adlı sinema filmini seyrederek, bu filmin yardımıyla aştığınızı söylüyorsunuz… Dünya(Kuzey Amerika) sinemalarında 1969’da, Türkiye’de 1971’de gösterilmeye başlanan ve özel görüntü efektleri dalında Oscar ödülüne aday gösterilen bu film çok iyi bildiğiniz gibi 26 Ağustos 1883’te 36.000’den fazla insanın öldüğü yanardağ patlamasının yol açtıklarını konu alıyordu…Bu film hakkındaki kişisel izlenimlerinizi, düşüncelerinizi, yorumlarınızı, sizde bıraktığı derin izi ayrıntılı olarak anlatabilir misiniz?
Profesör Doktor Celal Şengör:Sumatra ile java arasındaki boğazda bulunan meşhur volkanın 1883’teki büyük indifaını ve bu indifa sonucu oluşan tsunaminin çevreyi tahribini anlatan filmi Harbiye Konak Sineması’nda seyrettiğimi hatırlıyorum.Filmi izleyince orada anlatılan volkanik olayların güzelliği beni büyüledi ve ben jeolojiye devam dedim. O filmdeki yanardağ patlamasının tarihini ben filmi seyrederken çok az biliyordum. Ama filmde tabiatın muazzam gücü karşısında biz insanların gündelik sorunlarımızın ne kadar anlamsız şeyler olduğunu idrak ettim. Bu büyük doğa gücü ayrıca çok güzel manzaralar yaratıyor: Filmde yanardağın indifaı, lav akıntıları ve volkan bombaları, muazzam tsunaminin karaya varışı gibi sahneleri seyrederken, biz insanların (hatta tüm canlıların) bu doğa gücü karşısında fiziksel olarak ne kadar aciz olduğumuzu ama aklımızla onları anlayabildiğimiz ve Kaptan Henderson gibi, bilgili olursak onlardan nasıl kurtulabileceğimizi düşündüm. Bilgi bir doğa olayını yaratmakla eşit değerdedir. Bilgili insan o doğa olayının gücünün bile ezemediği yüce bir varlıktır. Bu hisler beni tekrar jeolojiye dönmeğe ikna etti. Güzellik, yani estetik tatmin ve bilgi ve o bilginin kamçıladığı yaratıcı düşünce. Bunlar bir hayatı doldurmaya çok çok yeter diye düşündüm. Bugün de aynı düşünce içindeyim ve o filmin yapımcılarına şükran duyuyorum. Bir de Krakatoa East of Java demeselerdi film kusursuz olacaktı (gerçi, eskiden Sumatra’ya Java Major denirdi. Acaba filmin yapımcıları bunu düşündüler mi: Sanmam. Ben East of Java’nın talihsiz bir yanlışlık olduğunu düşünenlerin ne yazık ki haklı oldukları kanaatindeyim…