Gökhan Yenileyen

Bir Sziget’i daha geride bıraktık. Bu yıl benim için çok değişik oldu ve yeni tecrübeler kazandım. Öncelikle festival alanı geçmiş yıllara oranla bu yıl çok daha renkliydi. Konsept olarak gökkuşağı temel alınmış ve festival alanı çok güzelleşmiş. Bunun dışında katıldığım yıllar içerisinde ilk kez Sziget biletlerinin tamamen tükendiğini gördüm. En önemlisi de ilk kez bu kadar yağmur ve çamurlu hava şartlarına denk geldik. Ben yağmurlu havaları seven bir insanım, ama festival alanını terk etmek zorunda bırakacak sağanak yağmur yağışı biraz çileli oluyor. Bunun sebebi organizasyon yetersizliği değil. Sziget yetkilileri çamurları temizlemek için sürekli kum dökerek üzerine düşen görevleri fazlasıyla yerine getirdi. Ancak yağmur yağışı sebebiyle insanlar kapalı alanlara kaçtılar. Durum böyle olunca A38 gibi çadır sahneler yağmurdan kaçan insanlarla doldu taştı. Bu sebeple performansını çok merak ettiğim Klaxons’u izleyemedim. Çünkü A38 sahnesine giremedim.

Bana Sziget sorulduğu zaman hep sahne alacağı açıklanan isimlere çok takılmamak gerektiğini söylerim. İlk kez bir Avrupa festivaline gidecek insanlar bu söylediğimi pek anlamaz ve ciddiye almazlar. Bu yıl Sziget’te sahne alacak isimler oldukça kaliteliydi, ama afiş üzerinde. Bizim insanlarımız açıklanan isimlere bakarak yorum yapar, ama program şekillendiği zaman durum afiş üzerinde görüldüğü gibi olmuyor. Mesela bu yıl Tom Odell ve Placebo, Korn ve Kelis aynı saatlerde, farklı sahnelerde performans sergilediler. Durum böyle olunca mecbur bir tercih yapmak zorunda kalıyorsunuz. Sadece bu da değil. Sziget’in müzik dışında film gösterimleri, paneller, sirk, kültür sokak tiyatrosu gibi güzel bir programı oluyor. Sadece müzik üzerine gelirseniz bu etkinliklerin genelini kaçırırsınız. Ben bu yıl kendi programımı geniş tuttum ve her etkinliğe yer verdim. Bu sebeple baştan sona izlediğim performans sayısını az tuttum. Lily Allen, Manic Street Preachers, Tom Odell, Fismoll, Kelis, Nofx, Queens of the Stone Age, Jake Bugg, The Kooks, La Roux ve Imagine Dragons, performanslarını baştan sona takip ettiğim isimler oldu.

Bu yıl Sziget’te Roma Tent ve Chuck Norris yoktu. Özellikle Chuck Norris’in yokluğu yıllardır Sziget’e gelen bizleri oldukça etkiledi. Sziget gibi büyük festivaller bu tip değişiklikler yaparlar ve olması gereken de budur. Çünkü büyük festivallerin kemik kitlesi vardır. Her ne kadar alan içerisinde yer değişiklikleri olsa da daha göze batan değişikliklerin olması gereklidir. Daha önce Medusa örneğini de görmüştük. Bu yüzden Roma Tent ve Chuck Norris’in bu yıl olmaması gayet doğru bir karardı.

Benim bu yıl en keyif aldığım sahne Europe sahnesi oldu. Europe sahnesi bizlere yeni yetenek isimler ile tanışma fırsatı verdi. Fismoll, Mighty Oaks, Gloria Boateng ve Charity Children en beğendiğim isimler oldu. Ancak sahne bence daha güzel ve büyük olabilirdi. Sahneyi oldukça sıradan ve küçük bulduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. Europe sahnesi dışında Blues-Irish ve Volt sahnesi de beğendiğim diğer sahneler oldu. Volt sahnesi’nde performans sergileyen Hösök gibi Macar isimleri daha önce dinlemişliğim vardı, ama Peterfy Bori & Love Band ilk kez orada dinlediğim bir isim oldu ve performansı beni oldukça etkiledi. Peterfy Bori & Love Band gelecek yıllar kesinlikle daha büyük sahnelerde performans sergilemeli. Aynı durum Hösök için de geçerli.

Performans değerlendirmelerine gelmişken ana sahne performansları içerisinde benim en beğendiğim Imagine Dragons, The 1975 ve Lily Allen’ın performansları oldu. Özellikle Imagine Dragons harikaydı ve performanslarını ağzım açık izledim. A38 sahnesi performansları içerisinde de en başarılı performansları Tom Odell, Kelis ve La Roux sergiledi.

Sziget eşcinsel haklarına yer ve önem veren bir festival. Eşcinsellerin kendi standları ve hatta panelleri oluyor. Magic Mirror sahnesinde de kadınlar çeşitli kıyafetlerle neden böyle giyindiklerini insanlara anlattılar. Seçilen kıyafetler ve anlatılan konular içerisinde en dikkatimi çeken kara çarşaf giyen kadın oldu. Temmuz Ayında Bülent Arınç kadınların herkesin içinde kahkaha atmasıyla ilgili hiç hoş olmayan bir yorum yapmıştı. Kara çarşaf giyen kadın Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunları ve kahkaha konusunu anlatarak bu zihniyeti yuhalattı. 
 
Ayrıca eşcinsel stand görevlileri ile tanışma ve konuşma fırsatı da buldum. İstanbul’da gerçekleşen LGBT yürüyüşleriyle ilgili çok güzel yorumlar yaptılar. Tabii konuştuğumuz konular içerisinde olumsuz olanlar da vardı. Mesela Türk erkeklerin özellikle yabancı (Turist) kadınlara fahişe gözüyle bakması gibi.
 
Sziget’e gelmeyi planlayan insanlara tavsiyelerim de olacak. Öncelikle bir festival ne kadar güzel olursa olsun gelirken en dikkat etmeniz gereken arkadaş seçimleri. Ben bu yıl acı bir şekilde bunu deneyimledim. Festival alanı içerisinde çok sevdiğim arkadaşlarım vardı. Ancak ev arkadaşları seçimim büyük bir hata oldu. Sizlere önerim birlikte güzel zaman geçirebileceğiniz eğlenceli ve keyifli festival arkadaşları seçin. Bunun dışında lütfen insanlara saygılı davranın. Sziget’e Türkiye’den gelen sadece siz olmuyorsunuz ve bu rakam hiç de azımsanacak bir rakam değil. Siz nasıl olsa anlamıyor diye insanlara küfür ediyorsunuz, ama bunu anlayan ve rahatsız olan insanlar da var.

Gelecek yıl Sziget 10-17 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek ve daha şimdiden heyecanla geri sayıma başladım bile.

Fotoğraflar: Gökhan Yenileyen