Nurten Bengi Aksoy

1960’lı yılların sonu, 70’li yılların başları…okul yılları. İlkbaharı iple çekiyoruz; çünkü ilkbahar, hem bahar hem de tatiller mevsimi. 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 mayıs; çocuklar için en güzel günler, neşeyle geçen bayram günleri.
Ben çocukluğumun 1 Mayıslarını hep bahar bayramı olarak hatırlıyorum. Oysa 1 Mayıs, bahar bayramı olduğu kadar aynı zamanda emekçilerin de bayramıydı. Şöyle bir tarihçesine baktım da ülkemizde ilk 1912 yılında kutlanmış bir gurup işçi tarafından, daha sonra 1923’te yasal olarak işçi bayramı ilan edilmiş 1 Mayıs ama 1925 yılında takrir-i sükun kanunu gereği kutlanması yasaklanmış. Uzun yıllar süren bu yasaktan sonra 1935 yılında, 1 Mayıs Bahar ve Çiçek Bayramı ilan edilmiş.

İşte ben bu bahar bayramlarını hatırlarım hep çocukluğumun anıları arasında, günler önce planlar yapar, annelerimize yemekler hazırlatır sonra okulca pikniğe giderdik bahar bayramını kutlamak için, ne de eğlenirdik top oynarken, ip atlarken…
Sonra bizim gençlik yıllarımız, ülkemin ise ihtilal yılları başladı. İşçi bayramı uzun yıllar sonra 1976 yılında DİSK’in önderliğinde çok geniş bir katılımla Taksim Meydanında kutlandı.

Ve ertesi yıl, o kara gün geldi, 1977 yılı 1 Mayısı…genci, yaşlısı, çoluğu çocuğu tam 500 bin kişi işçi bayramını kutlamak için Taksim Meydanında toplandı. Şarkılar, türküler eşliğinde bayramlarını kutlamaya başlamışlardı ki o uğursuz el tetiği çekti ve o bahar çiçeklerinin açtığı, özgürlük şarkılarının söylendiği meydan alt üst oldu, birbirine girdi, panik içinde kaçan insanlar birbirlerini ezdi ne yazık ki ve kan çiçekleri doldurdu o gün o meydanı…tam 34 can yitip gitti ve o bayram günü “kanlı 1 Mayıs” diye kazındı hafızalara.

O yıl Başbakanlık Arşivinde yeni işe başlamıştım, zor yıllardı, ortalık zaten toz dumandı ve bu olay tuz biber ekmişti üstüne yaşananların. Çalıştığım yer Gülhane Parkının karşısındaydı ve yanımızda da Adli Tıp binası vardı. Yani bu tür olaylarda ölenlerin cenazeleri adli tıpın morguna getirildiği için günlerce- sözüm ona o bayram (!) gününde-ölenlerin cenaze törenlerini izlemiştik gözyaşları içinde. Ne çok güzel insan ölüp gitmişti bir hiç uğruna…

1979 yılı 1 Mayısında bayram kutlaması yapılmaması için sıkıyönetim komutanlığınca İstanbul’da sokağa çokma yasağı ilan edilmişti. Ve ben bir gün önce Taksim’deydim bir arkadaşıma gitmek için. 3-4 saat sonra yasak başlayacaktı, her taraf askerlerle, tanklarla ve askeri araçlarla çevrilmişti, kimsecikler yoktu ortalarda. O görüntüden o kadar ürkmüş, o kadar üzülmüştüm ki bindiğim otobüste baygınlık geçirmiştim…

Aradan tam 35 yıl geçti, yarın yine 1 Mayıs, bayramı kutlamak yine yasak, gerçi sokağa çıkma yasağı yok ama meydanlara çıkmak yasak.
3-4 saat önce, Eminönü’nden Kadıköy’e geldiğimde şaşırdım kaldım. Çünkü bütün Kadıköy rıhtımı ve meydanı polis ablukasına alınmış, her yere barikatlar kurulmuştu. Daha akşamdan polis doluydu her yer…ve ister istemez geçmiş canlandı belleğimde. Aradan tam otuz beş yıl geçmişti ama güzel ülkemde hiç bir şey değişmemişti…değişen sadece kolluk kuvvetlerinin giysilerinin rengiydi, askerin yerini -sözüm ona demokratik ülkemde- polis almıştı ve artık askerlerin o zırhlı tankları yoktu sokaklarda. Onların yerine insanların canına acımasızca kast eden TOMALAR vardı. Bir de birilerinin deyişiyle ” destan yazan” polisler…
Her şeye rağmen ülkemin tüm EMEKÇİLERİNİN BAYRAMI KUTLU OLSUN.

 

Afiş Tasarımı: 1976 yılı Orhan Taylan