Neslihan Engin’i ilk kez sahnede izlediğimde ışıltısından çok etkilenmiştim. Kısa bir süre sonra tanışıp arkadaş olduk, ikinci albümünü hazırlayışına, yaşadıklarına, üzüntüsüne, heyecanına tanık oldum. “Yara”yı piyasaya çıkmadan çok evvel Caddebostan’da küçük bir cafede bir kulaklıkla Neslihan’ın telefonundan dinledim. O anda sunuş yazısını yazmaya karar verdim. Yarasını şarkılarıyla iyileştiren, yarasıyla büyüyen bir kadının hikayesi bu albüm. Neslihan’la buluştuk ve albümden konuştuk.

 

Viral Mecmua özel röportaj

Röportaj: Ceren Candemir

 

Bu albüm ilk albüme göre daha farklı müzikal bir alt yapı barındırıyor. Doğu ve batı tınılarını bir arada görüyoruz, bunun sebebi nedir?

Neslihan Engin: İlk albümü yaparken yapayalnızdım.  Prodüktörüm yoktu ve müzikal anlamda da tam olarak parçalarımın nereye doğru gidebileceğinden emin değildim. O yüzden müzisyen arkadaşlarımla bir araya geldik, bu bir quartet’ti –davul, bas, gitar ve piyano- parçaları  akustik caz, pop akustik tarzda kendi içimizde  düzenleyip kayda girmiştik. İlk albüm çıktıktan sonra Kargo grubundan tanıdığımız Selim Öztürk benimle irtibat  kurdu, eğer ikinci albüme girmek istersem benimle prodüktör olarak çalışmak istediğini söyledi. Ben de havalara uçtum.

Selim’i müzikal anlamda kendime çok yakın bulurum, işlerini hep hayranlıkla takip ettim. Parçalar 2013’ün yazında oluşmaya başladıktan sonra ben onları demolar haline  getirdim ve Selim’i aradım; “Selim haydi, şimdi!” dedim. Demoları yolladım, üzerinde çalışmaya başladık. Bir prodüktörümün olması bu albümün belirgin bir soundu olmasını sağladı. Parçalar aslında ilk etapta akustik ve  slow  şarkılardı, sözleri itibarıyla da öyleydi. Selim dedi ki; “Biz bu parçaların enerjisini düşürmeyelim, dinamik, elektro gitarlı, yüksek tempolu bir albüm olsun” dedi, ben de sıcak baktım. Sahnede bu şarkıları enerjik bir şekilde sunmak istiyordum. Bu albümdeki sound farklılığı temel olarak prodüktörüm Selim’in öngörüsünden kaynaklanıyor diyebilirim.

Vokalini de epey farklı kullanmışsın, o nasıl bir seçimdi? Sound farkıyla mı alakalı, senin kendi vokalini geliştirme-değiştirme ihtiyacınla mı alakalı?

N.E: İkisiyle de alakalı aslında. İlk albümden sonra bir sürü konser verdim. Bu konserlerde ilk albümün deneyimsizliğinden kaynaklanan, benim prodüktörlüğümün yetersiz kaldığı noktalardan biri parçalarımın tonlarının aslında sesime uygun olmamasıydı. Konserlerde söyleye söyleye sesimin hangi aralıklarda çok daha iyi tınladığını ve şarkılarıma daha çok hangi tonların yakışacağını bu sürede anladım. Selim’le bir araya geldiğimizde ona bu çekincemden bahsettim o da bana hak verdi. Bu albümde sesimi  daha farklı bir perdede daha verimli kullandım. Sahnede de bu şekilde  kullanarak parçaların enerjisini, ruhunu daha iyi yansıtacağımı düşünüyorum.

Sözlerde de değişim var, ilk albümden farklı bir Neslihan görüyoruz. Sunuş yazısında da belirttim bunu; başının dikine giden “git buradan” diyen kadın olgunlaşmış, sakinleşmiş ve “gitmeyeceğine yemin et” diyor. Bunun için ne söylemek istersin?

N.E: İlk albüme baktığımız zaman, birçok müzisyende olduğu gibi , o şarkılar bir anda ortaya çıkmadı. Albüm çıkmadan önceki 5-6 senelik süre zarfında yazdığım şarkılardı onlar. Dolayısıyla ilk gençliğimin son dönemlerine denk gelmiş şarkılar. O şarkıların derdi aşk, meşk, fevri, sert kadın olma hali, biraz  daha köşeli bir kadının söylemi vardı orada. Yeni albümdeki şarkılar belli bir yaşın ve hayatın getirdiği bazı sağdan sola savurmalar, içimizde açtığı yaralar, üzüntüler, sevinçler, yaşadığımız toplumsal olaylar birleşince benim de önce kişiliğime sonra da ürettiğim müziğe yansıdı.  Artık kimseye çok sert bir şekilde “Git buradan” diyemiyorum. Herkesin hayatımda bir şekilde kalması ve kaldığı sürede de bir şeyler kattığını görecek olgunluğu şu an yaşıyorum. Artık meselelerimde değişti; aşk acısının o sert hali “Deli Bayrağı” şarkısında görebilirsiniz, aşka kavuşma, aşkı isteme ve benimseme haline dönüştü. Biraz evliliğin de etkisi var sanırım bunda! (Gülüyor) Aşkı reddetme yok artık, onu isteme ve hayatının içine sokma var.

İlk albümdeki “Kaçtım” şarkını bu albümde yeni bir düzenlemeyle dinliyoruz. Neden bu şarkıyı seçtin?

N.E: Kaçtım ilk albümde en sevilen şarkı olmuştu ve klip çekmem için çok talep gelmişti. Nedense basiretim bağlandı ve o parçaya klip çekemedik.  Konserlerde de en çok istenen ve insanların hep bir ağızdan eşlik ettiği bir parçaydı. İlk albüm de bazı olanaksızlıklardan dolayı fazla dağılamadı ve kitleye ulaşamadı. Ben de o parça bu kadar beğenilmişken kıyıda köşede kalmasına gönlüm razı olmadı, biraz rock bir düzenlemeyle bu albüme tekrar girdi ve belki de bu albümle beraber kliplenecektir.

Albümde bağlama ve ut sesini duyuyoruz, nasıl dahil oldular müziğine?

N.E: Bağlama ve udu Ali Yılmaz çaldı. Çok etkilendim onun müziğinden. Bir parçada bağlama  bir parçada da ut çaldı. Bağlama kaydını yaptı, ben o sırada kayda konsantre olmuştum. Kayıt bittikten sonra yanımıza geldi, “bir dinleyelim” dedi. Şarkıyı yazarken yaşadığım duygularımı, hissettiklerimi birebir hissederek çalmış bağlamayı. O kadar duygulandım ki hüngür hüngür ağlamaya  başladım.

Şarıkların bazılarında Rıza Erekli vokallerini görüyoruz, bunun hikayesi nedir?

N.E:  Ben Candan Erçetin ile çalıştığım dönemde Rıza Erekli’nin stüdyosunda çalışırdık hep. Rıza Abi’yi o zamandan beri tanırım ve çok severim. Çok önemli bir  müzik adamı olduğunu düşünüyorum. Bu albümde  orada kayıt yapma imkanım olduğu için kendimi çok şanslı hissettim. Rıza Abi albümün başından sonuna kadar oradaydı, parçalarla ilgili fikirlerini söyledi, her türlü desteği verdi. Miksleri de kendisi yaptı. Parçalardan ikisinde erkek vokali gerekiyordu, kalın, tok hafif kırçıllı bir ses lazımdı. Rıza abi girdi, denedi. Gerçekten çok güzel oldu. Başka hiçbir şeye gerek kalmadı.  Yara  ve Deli Bayrağı’nda onun o kırçıllı pes vokallerini duyacaksınız.

“Kış Aşkı” şarkısında sadece piyano ve sen varsın. İlk albümde de “Veda” şarkısı böyleydi,  sahnede de yapıyorsun. Bu senin alamet-i farikan olmaya başladı galiba…

N.E: Alamet-i farika dersem şimdilik abartı olur ama inşallah başka albümler de yaparım ve onlarda da bunu gerçekleştiririm. Bunu gelenekselleştirmek istiyorum.

“Perdeler”de Barbaros ile bir düet var, bu şarkı albümdeki en enteresan şarkı bence, çok güzel bir duygusu var. Barbaros nasıl dahil oldu?

N.E: Barbaros, bence Türkiye’nin çok özel seslerinden biri. Bu Perdeler parçasını bir erkek vokalle söylemek istiyordum, aklıma direkt Barbaros geldi. Onun o tok ve kişilikli sesinin parçaya çok yakışacağını düşündüm. Kendisi çok da eski bir arkadaşım, şarkıdan bahsedince koşa koşa geldi, desteğini esirgemedi. Bence albüme güzel bir renk kattı.