Adolf

Adolf  Oyunu ile Burak Sergen,13. Direklerarası Seyirci Ödülleri En İyi Tek Kişilik Prodüksiyon ödülünü aldı.

Ölüm bütün sorunları çözer.İnsan yoksa sorun da yoktur! 

Hitler’in Berlin’deki sığınağında geçirdiği son 12 saati konu alan tek kişilik oyununun ardında yatan motivasyonu, yazar ve aktör Pip Utton şöyle tanımlıyor;

“Bence tiyatronun birçok görevi ve işlevi var. Bunlardan biri de izleyicinin karşısına çıkıldığında onların arkalarına yaslanarak oyunu izlemelerini değil, koltuklarında dikilerek bazı gerçeklerle yüzleşmelerini sağlamaktır. Bazen bunu yapmanın tek yolu onları,aslında görmek istemedikleri şeylerle yüzleştirmektir ve Adolf’ta böyle bir oyun”

Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Tiyatroadam’dan Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

“Kişilerin yoktur bir önemi, çerçevedir var eden o dönemi. Siz de görün resmi değil onu içine alan çerçeveyi.”

I.Dünya Savaşı’nın ardından, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı…

Büyük şirketlerin çıkar savaşında oyuna gelerek suçlu durumuna düşen ve yargılanan bir Belediye Başkanı…Aklanmak için çete lideri Arturo Ui ile işbirliği yapması sonucunda Arturo Ui’nin hızla gelişen büyümesi…Bu kez onun bir sömürü çarkı oluşturması ve karanlık ilişkiler, karanlık iş ve oyunlarla bir ülkenin çöküşü…Brecht’in savaş döneminde yazdığı anti-faşist oyunda, Hitler’in iktidara yürüyüş öyküsü ile ünlü Chicago’lu gangster Al Capone’un öyküsü örtüştürülmüştür.Yazan Bertolt Brecht 

Aktör Kean

1800’lü yılların eşsiz Shakespeare yorumcusu Edmund Kean’in çalkantılı yaşamını, gelgitlerini, yükselişini ve düşüşünü güçlü bir yorumla sahneye taşıyan tek kişilik “Aktör Kean” oyununun yönetmenliğini Tolga Yeter üstleniyor. Ödüllü çevirmenSevgi Sanlı’nın Türkçeleştirdiği, Raymund FitzSimons’ın tek kişilik ünlü oyunu “Aktör Kean”; İBB Şehir Tiyatroları’nın ödüllü oyuncusu, Açık Radyo programcısı Eraslan Sağlam’ın hayata geçirdiği Atölye Tatavla’nın bünyesinde kurulan Tiyatro Tatavla’nın ilk oyunu.

Yaşamaya Dair

Dostlar Tiyatrosu Genco Erkal’ın, Nazım Hikmet’in ölümünün 50. yıldönümü için uyarlayıp yönettiği ve sahnelenmeye başladığı günden beri oldukça ses getiren “Yaşamaya Dair – Bursa Cezaevi’nden Mektuplar”; Genco Erkal, Tülay Günal’la aynı sahneyi paylaştığı oyunda; ozanın, Bursa Cezaevi’ndeki yaşamını ve eşi Piraye Hanım’a olan tutkusunu anlatıyor. Erkal; Hikmet’in sürgün yılları ve vatan hasretine odaklandığı oyunda, ozanın destansı yaşamından izlenimlerle izleyiciyi adeta o yıllara götürüyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde sahnelenen “Yaşamaya Dair – Bursa Cezaevi’ndenMektuplar”da; Fazıl Say, Zülfü Livaneli, Cem Karaca, Tarık Öcal, Edip Akbayram, Tolga Çebi, Nadir Göktürk, Timur Selçuk gibi bestecilerin Nazım şarkıları da seslendiriliyor. Giysi tasarımını Özlem Kaya’nın, ışık tasarımını Yüksel Aymaz’ın, koreografisini Sernaz Demirel’in yaptığı oyunda; şarkılara Yiğit Özatalay piyanosuyla, Deniz Doğangün de viyolonseliyle eşlik ediyor.

Melek

Gerçek hikayeden sahneye uyarlanan ve Rüstem Ertuğ Altınay’ın kaleminden çıkan Melek’in yönetmenliğini Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucusu Jale Karabekir üstlendi. Ünlü besteci Muhlis Sabahattin Ezgi’nin kızı Melek Kobra’nın sıradışı hayatını konu alan  Melek, tek perde olarak sahnelenecek. En ünlü kadın bestecilerden Neveser Kökdeş’in yeğeni, Türkiye ve dünya güzeli Keriman Halis Ece’nin kuzeni, dublaj kralı olarak bilinen Ferdi Tayfur’un eşi, Süreyya Opereti’nin primadonnası ve Gülriz Sururi’nin annesi Suzan Lütfullah’ın en yakın arkadaşı Melek’i ise Yeşim Koçak canlandırdı.

Leyla’nın Evi

Tiyatrokare’den Zülfü Livaneli’nin büyük ses getiren romanından uyarlanan Leyla’nın Evi oyunu.

Nedim Saban tarafından sahneye büyük başarıyla taşınan “Leyla’nın Evi” oyununda, Roxy rolündeki başarısıyla adından söz ettiren, sesi ve fiziğiyle kitleleri büyüleyen, Vasfi Rıza Zobu Ödülü, 2011 Afife Jale Ödülleri (müzikal dalında) ve Sadri Alışık Ödülü Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu seçilen Ayça Varlıer’in ardından, Celile Toyon, oyundaki Leyla karakteri ve Çınar Ağacı filmindeki rolüyle Küçükçekmece Belediyesi tarafından yılın örnek annesi ve kadın oyuncusu seçildi.

Bir yalının el değiştirmesinden yola çıkarak kuşak çatışmalarının anlatıldığı oyunda, Livaneli’nin eski İstanbul şarkıları ile Ayça Varlıer’in yorumladığı yeni hip hop tarzı müzikler hoş bir çelişki oluşturuyor.

Örümcek Kadının Öpücüğü

TiyatroHal 2013-14 Sezonunda Manuel Puig’in dünyaca ünlü eseri Örümcek Kadının Öpücüğü’nü sahneleyecek.70’ler Arjantin’ini fon alan oyun, gerek cinsel kimlikleri  gerek siyasi fikirleriyle yaşadıkları çağın egemen düşüncesine uymadıkları için bir hapishanede aynı hücreye tıkılan, birbirine zıt iki mahkum; Molina ve Valentin arasında geçiyor. Örümcek Kadının Öpücüğü ilk kez “play with in a play” tekniğine uyarlanıyor. 

Kim Korkar Hain Kurttan

Oyun Atölyesi : EDWARD ALBEE’nin bu başyapıtında, tiyatro tarihinin en önemli orta yaş çiftlerinden Martha ve George’un evliliğindeki çöküntülere tanık oluyoruz. Martha, George’un tarih hocası olarak çalıştığı üniversitenin başkanının kızıdır. Bir fakülte partisinden sonra evlerine dönen Martha ve George, üniversitenin yeni biyoloji hocası 26 yaşındaki Nick ve karısı Honey’yi evlerinde ağırlar. Hiçbir şeyden haberi olmayan Nick ve Honey, kendilerini Martha-George çiftinin sert ve ‘eğlenceli’ ilişkisinin içinde bulur.

Git Gidebildiğin Yere ve Silsilename

Paris’te yaşayan ve çalışmalarını Fransızca olarak sürdüren tiyatro ve sinema yazarı Sedef Ecer’in iki oyunu İstanbul’da sergilendi. Git gidebildiğin yere adlı oyunda kadın göçü teması anlatılırken, Silsilename adlı oyunda yakın tarihin sırları ele alınıyor. İki oyun da hayali ülkelerde geçiyor.

Git gidebildiğin yere, üç bölümden oluşan bir yol hikayesi. İlk bölümünde Türk yazar Sedef Ecer, hayali bir ülkeden yola çıkan, Türkiye’den geçerek illegal yollardan Avrupa’ya ulaşmaya çalışan üç kadınla, onların hikayesini çağdaş sanat enstalasyonuna dönüştüren bir sanatçının öyküsünü anlatıyor.

Silsilename :Geçmiş  geçmez » diyordu büyük yazar Jorge Semprun. Sedef Ecer, iki yıl boyunca, dört ayrı ülkede, tarihçiler, sosyologlar, tanıklar, sanatçılar, öğrencilerle, bu bir türlü ‘geçemeyen geçmişi ‘  konuştu, düşündü, tartıştı, okudu ve bu oyunu yazdı.

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi

Altıdan Sonra yapımın , bugün’ün dünden farksız olduğu bir coğrafyada, varoluşunun tehdit olarak algılandığı bir kadının tek kişilik gösterisi.Oyuncu Sumru Yavrucak.Hep büyük bir hayatın figüranı olan Umut, bu kez içini geçmişiyle doldurduğu anılarını paylaşmak için sahnededir. Aile bağları, “madilik”, hayal kırıklıkları, çocukluk düşleri, muhatabını bulamadığından insanın dilini ekşiten her şey.

Zengin Mutfağı

İstanbul Şehir Tiyatroları sahnelerinde izleyiciyle buluştu. Üstelik bu sefer oyunu sahneye koyan, Vasıf Öngören’in kendisi gibi tiyatrocu olan kızı Aslı Öngören’di. Oyun ilk kez 2012-2013 sezonunda sahnelendi. 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin ardından bir konağın mutfağında gelişen olayları konu alıyor.