Sinop’ta kurulması planlanan bu reaktörün Atmea-1  inşaatına daha önce başka hiçbir ülkede onay verilmedi.

Fukuşima nükleer felaketinden sonra Japon nükleer endüstrisinin riskli ve denenmemiş projeleri gelişmekte olan ülkelere ithal ederek piyasadaki yerini korumaya çalışıyor. Türkiye, aynen Akkuyu’da olduğu gibi hiçbir ülkede onay almamış yüksek riskli bir teknolojiye ev sahipliği yapacak. 2012 yılında Atmea-1 reaktörünün ana güvenlik özellikleri onaylandı. Ancak Fransa Nükleer Güvenlik Otoritesi daha sonra bu onaylamanın sadece pratik açıdan güvenilir olduğunu ve geniş kapsamlı teknik inceleme barındırmadığını söyledi. Bugüne dek hiçbir ülkede bu reaktörün kabul görmemiş olmasının nedeni de bu.

Atmea-1 reaktörü sadece ticari kaygılar sebebiyle nükleer güvenlik kültürü olmayan, gelişmekte olan ülkelere satılmak amacıyla piyasaya sürülmeye çalışılıyor. Fransa ya da Japonya’da inşa edilmesi planlanmıyor. Nükleer enerjinin halihazırda taşıdığı büyük risklere bir de yapılacak reaktörün hiç denenmemiş olması eklenince, risk artıyor.

Benzer bir reaktör Finlandiya’da sorun çıkarıyor

Areva, 2005’te Finlandiya’da bir nükleer santral inşaatına başladı. 2009 yılında bu inşaatın tamamlanması gerekiyordu. EPR reaktörünün inşa edildiği Olkiluoto 3 adlı reaktör, inşaat kalite sorunları nedeniyle defalarca ertelendi ve maliyeti öngörülen 3,2 Euro milyardan 8 milyar Euro’ya kadar yükseldi.

Halkın geleceğiyle oynamak için yine halkın parasını kullanmak

Karadeniz Bölgesi, Çernobil felaketinden en çok etkilenen bölgelerden biri. Siyasi liderler geçmişteki yaraları sarmakta yetersiz kaldı. Yıllar sonra bölge halkını daha da yakından tehdit edecek bir nükleer santralle bölge insanıyla adeta dalga geçiyor.

İşin trajik tarafı, projenin bir kısmının Türkiye’nin kendi öz kaynaklarından finanse edilecek olması. Yani halk sağlığını tehdit edecek bir projenin maliyetinin bir kısmı halkın kendi cebinden çıkacak.

http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/baska-ulkelerin-onaylamadigi-nukleer-santral-sinopa-030413/