Marilyn Monroe’nin son fotoğrafları 26 Haziran’da Art350’de sergilenecek

3 Ekim 1929 yılında New York Brooklyn’de doğan Bertram Stern Vogue dergisinin yazı işleri ofisinde çalışırken 1949 yılında moda dergisi “Mayfair” için sanat yönetmeni olarak çalışmaya başlamış, aynı zamanda fotoğrafçılıkla da ilgilenerek ilan kampanyaları yanı sıra, dergiler için portre çekimleri yapmaya başlamıştır.

1960 yılında çekmiş olduğu bir fotoğrafı Vogue dergisinin kapak resmi olmuştur. Bu da Stern’in başarısının patlama noktası olmuş ve bunu takip eden birçok fotoğraf çekimleri, özellikle de sinemanın en tanınmış simaları ile.

1962 yılının Haziran ayında Bert Stern Vogue dergisi için oyuncu Marilyn Monroe’nun ölümünden önce, üç günlük bir fotoğraf çekimi için izin almış  “The Last Sitting” isimli bu çok meşhur çekimler kendisini dünyaca ünlü fotoğrafçı yapmıştır.

Ölümünden sadece altı hafta önce çekilen bu fotoğraflarda Marilyn bambaşka bir havaya büründü. Hayatı boyunca hiçbir derinliği olmayan platin saçlı bir seks sembolü olmaya zorlanan Marilyn, uluslararası şöhretini kuşkusuz bu son derece sıkıcı kalıbın içini kusursuz şekilde doldurmasına borçluydu. Hep perde arkasında tutmaya çalıştığı gerçek bir kadın: Norma Jeane Baker.

Stern‘in fotoğrafları nadir şehvetli ve canlıdır. Daha önce hiçbir artist bir fotoğrafçının bu kadar yakın resimler çekmesine izin vermemişti. Samimi erişimi ve Stern‘in kamerası Marilyn’nin kişiliğinin ifşasında, çıplak portre yakalar – kırılgan, yalnız ve kusurlu.

Bel-Air Hotel’in bir odasında üç gün süren bu çekimde Stern ile yarattıkları kimya, kendini hem ruhen hem de fiziksel olarak onun ellerine çırılçıplak bırakabilmesini sağladı. 72 saatin sonunda, elinde 2500’ün üzerinde fotoğrafla otelden ayrılan Stern, kariyerinde bir dönüm noktasının eşiğinde olduğunun farkındaydı.

The Last Sitting serisini unutulmaz kılan detaylardan biri de, çoğu fotoğrafın tam ortasında yer alan turuncu dev X işaretleri… Marilyn, Stern’e tüm fotoğrafların negatiflerini görmek istediğini söyler, başına geleceklerden habersiz olan genç fotoğrafçı da hepsini ona gönderir. Marilyn tek tek tüm fotoğrafları kontrol edip basılmasını istemediği tüm fotoğrafları çarpı işaretleri ile kendince kullanılamaz hale getirip Stern’e geri yollar. Böylece kendiliğinden birer sanat eserine dönüşen bu kareler hafızalara bu işaretler ile kazınır. Dahası, ipek çarşaflar, gül yaprakları ve inci kolyelere sarınmış olarak gülümseyen Marilyn Monroe’nun üzerinde başka hiçbir şey yoktur.

Son derece karizmatik ve yakışıklı bir adam olan Stern, Monroe dışında Jane Fonda, Liza Minnelli, Claudia Cardinale, Twiggy, Shirley MacLaine, Jean Shrimpton ve Lee Radziwill gibi unutulmaz kadınları fotoğraf makinesinin karşısına alıp, rakiplerini kıskançlıktan çıldırtabilecek kadar iyi kareler yakaladı.

Baskıların üzerine Lisa ve Lynette Lavender’in (Bert Stern’in asistanları) titiz bir el işçiliği ile uygulanan Swarovski kristal ve mücevherleri de her bir fotoğrafa yeni bir boyut kazandırırken, onları benzersiz ve mutlaka sahip olma hissi uyandıran birer başyapıta dönüştürüyor. Ünlülere atfedilen bazı sözlerin gerçekten söylenip söylenmediği hep bir muammadır.

Kapanışı yapacağımız Marilyn cümlesi de bunlardan biri. Sergiyi dolaşırken, muhtemelen çok heyecanlanacak, bu kadın gerçekten yaşadı mı diye düşüneceksiniz. İşte o anda Marilyn kulağınıza şöyle fısıldayacak: “Sakin ol tatlım, ben sadece Norma Jeane’im”.

Stern’in vefatından sonra (26 Haziran 2013) ilk ve benzersiz olan sergi ART350’de yapılacaktır. Ayrıca fotoğraf ustanın Türkiye’de ilk sergisidir

 

Art350

Her gün Saat 11:00 – 19:00
Bağdat Caddesi No:350
34738 Erenköy, İstanbul