“Sana bir müjde vereyim Nihal Abla, kitabım çıktı… Hayırlısı. Kalkar kalkmaz ilk işim sizlere göndermek olacak… Beni beğenenler çok Nihal Abla… Memleketin en tanınmış edipleri yazılarımı çok beğeniyorlar… Hele hiçbir şey beğenmeyen ve çok titiz olan Ahmet Haşim bile bana, “Bravo!” diyor. Sevincime payan yok…”

“Ben yaşamak, her şeye ve herkese rağmen, ruhumun rüyalarına, vücudumun ıstıraplarına rağmen, ben yaşamak istiyorum. Bu arzu bilsen ne kadar kuvvetli bir arzudur Nihal. Bu arzu mukaddestir. Ben bu arzumu tatmin etmek istiyorum…

 

Kendimi bildim bileli hep, “İstiyorum, istiyorum!” diye söyleniyorum fakat şimdiye kadar istediklerimin hiçbiri olmadı. Ateş sandığım bir parçaya elimi dokundurur dokundurmaz kül olduğunu duydum ve ürperdim, güneşi gözlerimin çipili içine sıkıştırmaya uğraşırken gece kalın ve karanlık zırhını kafama geçirerek beni sersem etti. İçimde henüz uçmamış beyaz bir güvercin vardı, uçurmak istediğim ilk gün, avucumda tüylerinden başka bir şey kalmadı. Beni kim anlayacak diye üzülüyorum…

(16.04.1931)

Bu kitaptaki mektuplar okuyucuya neler verebilir? Mektup türünün hayatımızdan silinmek üzere olduğu bugünlerde mektubun beraberinde taşıdığı heyecanı, hayat sahnelerini, aile bağlarını yeniden hatırlatmaz mı acaba?

Cumhuriyet döneminin en bilinen şairlerinden olan  Cahit Sıtkı Tarancı’nın ablası Nihal’e ve ailesinin diğer fertlerine yazdığı maktuplar, usta şairin iç dünyasına dair çok önemli ipuçları verdiği gibi dönemin atmosferine de ışık tutuyor. Prof. Dr. İnci Enginün’ün bizzat Nihal Erkmenoğlu’ndan aldığı mektuplardan hareketle basıma hazırladığı Evime ve Nihal’e Mektuplar Cahit Sıtkı’nın “ilk ve son aşkı” olarak nitelediği şiirine dair de ilginç veriler sunuyor okura.

CAHİT SITKI TARANCI

CAHİT SITKI TARANCI, 1910’da Diyarbakır’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nin ardından Mülkiye Mektebi’ne girdi. Burada yarım kalan eğitimini tamamlamak için gittiği Paris’ten İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması sebebiyle dönmek zorunda kaldı. Burhaniye’de askerliğini yaptıktan

sonra Ankara’ya yerleşti ve birkaç kuruluşta çevirmen olarak çalıştı. 19. yüzyıl Fransız şiirinden, özellikle de lise yıllarında karşılaşıp bütün sanat hayatında apayrı bir yere koyduğu Baudelaire’den etkilenen Cahit Sıtkı, şiirlerinde biçim kaygısını ön planda tuttu, hayatın zevkleri ve ölüm temalarına yoğunlaştı. Kendinden sonra gelen kuşakların üzerinde büyük

etkisi oldu. Tarancı, “Otuz Beş Yaş” şiiriyle 1946 yılında CHP Şiir Ödülü’nü kazandı. Şiirleri Otuz Beş Yaş, öyküleri Gün Eksilmesin Penceremden, diğer yazıları Avuçlarıma Sığmıyor Yıldızlar, ailesine gönderdiği mektupları Evime ve Nihal’e Mektuplar, Ziya Osman Saba’ya gönderdiği mektupları ise Ziya’ya Mektuplar adlı kitaplarda toplandı. Yakalandığı

ağır hastalığın tedavisi için Viyana’ya götürüldüyse de kurtarılamadı, 1956 yılında Viyana’da öldü.

 

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Otuz Beş Yaş, 1998

Gün Eksilmesin Penceremden, 2006

Ziya’ya Mektuplar, 2007

Avuçlarıma Sığmıyor Yıldızlar, 2016

EVİME VE NİHAL’E  MEKTUPLAR

Yazar: Cahit Sıtkı Tarancı

Hazırlayan: Prof. Dr. İnci Enginün

Tür: Mektup

Sayfa sayısı: 147 Sayfa

Fiyatı: 14 TL

Yayın tarihi: 21 Haziran  2016