Nurten Bengi Aksoy

Bizim kuşak kalemi kağıdı sever… Kurşun kalemlerle sarı yapraklı defterlere yazmıştık ilk sevda şiirlerimizi. Sonra rengarenk kalemler, süt beyazı yapraklı ciltli defterler çıktı… Biz yine yazdık sevda şiirlerimizi, anılarımızı… Kilitli anı defterlerine döktük içimizi, sırrımızı paylaştık sayfalarla.

Zaman geçti, büyüdük iş güç sahibi olduk ama kalemle kağıttan hiç kopmadık; çünkü onlar bizim yazgımızdı…

Öğretmenliğe başladığım ilk yıllarda yazılı sorularımızı hazırlar, sınıflarda öğrencilere yazdırır ve sınavlarımızı yapardık. Zamanla teksir makinaları çıktı, bu defa hazırladığımız soruları çoğaltıp öğrencilere dağıtır olduk.Ellerim ameliyatlı olduğu için yazım çok da güzel değildi, oysa ben her şeyimle olduğu kadar yazımla da örnek olmak zorundaydım. Eşimin elyazısı yazan bir daktilosu vardı, sorularımı onunla hazırlar daha sonra fotokopi yaparak dağıtırdım öğrencilerime, böyle bir daktilonun varlığından habersiz öğrencilerim de yazıma övgüler yağdırır ” hocam yazınız ne kadar güzel” derlerdi bana, ben de hiç bozuntuya vermezdim.

“Zamanla nasıl değişiyor insan” dediği gibi şairin, zamanla neler değişmiyor ki…

Meslek yaşamımın son yıllarına doğru bilgisayarlarla tanıştık ama ne tanışma ! Klavyeye dokunmaya çekinir, tuşlara basmaya korkardık, internet yaygınlaşmamıştı, pekçok okulda yoktu henüz. Bilgisayarları soru hazırlamak için daktilo yerine kullanmaya başladık önceleri… Sonra internetle tanıştık, tıpkı “tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” sözündeki gibi artık özgün soru ya da özgün ödev hazırlama devri bitmiş, her şey internetten hazır “indirilmeye” başlanmıştı. Tabii bu furyadan biz de nasibimizi aldık, ne kadar yadırgasak da…

Neyse ki bu kolay öğretmenlik dönemini emeklilikle noktaladım.

Ama emeklilikle birlikte can sıkıntıları da artınca interneti ve bilgisayarı yeniden keşfettim sanki…”Bilgisayarın başından kalkmıyorsunuz” diye bir zamanlar sitem ettiğim oğullarım, şimdi bıyık altından gülerek “facebook” kuşu diyorlar bana… Çok da haksız sayılmazlar.

Aslında 3-4 yıl önceydi, onların teşviki ve bana da bir sayfa açmalarıyla tanıştım “sevgili facebook”la; ama zaman içinde samimiyetimiz hayli ilerledi, şimdilerde ” düzeyli bir ilişki” yaşıyoruz kendileriyle… Peki, şikayetçi miyim bu ilişkiden… haşa… Onun sayesinde yıllar sonra pekçok arkadaşımı, öğrencimi yeniden buldum. Yeni yeni dostlar edindim…dostlarımı yeniden keşfettim…Şiiri, edebiyatı, sanatı yeniden keşfettim… Belki bu düzeyli ilişkiyi zaman zaman abartıyor, kendimi fazla deşifre ediyor belki de dostlarımı zaman zaman sıkıyorum ama ne yapayım, ben bu işi sevdim…galiba sevmeye de devam edeceğim…kusurum varsa affola